Birkaç yıldan beri
yılın belli günlerinde yanına yeterli azığını alıp, "Cebel-i Nur"a
giderek orada bulunan küçük mağarada Hakk'ı tefekkür ve Allah Cdh Ceiniuhu'ya.
ibadet eden Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'e ilk Vahiy gelmişti. Hira
mağarasında ibadetle meşgul iken Cebrail Aieyhisseiam gelip kendisine insan
şeklinde görünmüş ve oku" diye emretmişti. Ben okuma bilmem" diyen
ve gördüklerinden dolayı çok heyecanlanıp korkan Rasulullah Sallallahu Aleyhi
ve Seiiem İ Cebrail Aieyhisseiam kere sıkmış,
bu arada oku" emrini tekrarlayarak Rasulullah Sai-laiiahu Aleyhi ve
Sciiem'e Alak Sûresi'nin ilk ayetlerini vahyetmişti.
"Oku" diye
başlıyordu Vahiy. "Yaratan Rabb'inin adıyla oku. O, inşam alâk'tan
yarattı. Oku, Rabb'in en büyük Kerem sahibidt. O, (insana) kalemle (yazmayı)
öğretti. İhsana bilmediğini öğretti. [1]
ilk emri alan
Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve seikm, o heyecanla, dağdan inip Mekke'deki
evine gelip, kendisini örtmesi için Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha annemize rica
ediyor. Örtüler altında bir zaman kaldıktan sonra kalkıp başından geçenleri Hz.
Hatice Radıyaiiahu Anha'ya. anlatıyor.
Hz. Hatice Radıyaiiahu
Anha annemiz, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem'i müjdeledi ve teskin
etti:
"Müjdeler olsun
sana. Allah'a yemin ederim, Allah seni asla yardımsız bırakmaz, seni kimseye
karşı mahcup etmez. Allah'a yemin ederim, sen akrabahk hakkına riayet edersin,
doğru sözlüsün, emaneti yerine getirirsin, zayrflara yardımcı olur, misafire
ikramda bulunursun. Hak yolunda ortaya çıkan musibetlerde (başkalarına) yardnn
edersin.[2]
Sözleriyle Rasulullah
Sallallahu Aleyhi veSeiiem's yardımcı oluyor. Rasulullah'ın Saiiaiiahu Aleyhi
ve Seiiem, "el-Emin" olduğunu, her haliyle olgun bir şahsiyet
olduğunu beyan ediyor. Çocukluğundan beri kimseye yük olmamış, maişetini
kendisi temin etmiş ve bu cihetten halktan müstağni olan Rasulullah saiiaiiahu
Aleyhi ve Seiiem diğer insanlara elinden geldiğince yardım etmiştir. Onbeş
yıllık evlilik süresinde, kendisinden iyilikten başka hiçbir şey görmeyen Hz.
Hatice Radıyaiiahu Anha, O'nun gördüklerinin hak olduğuna İman
etmiştir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellcm İlk iman eden Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha’dır? [3]
Rasulullah Sallallahu
Aleyhi ve Seiiemt ikinci olarak iman eden şahsiyet Hz. Ali Radıyaiiahu Anh'tır.
Hz. AH bin Ebû Talib, daha küçük yaşta iken, babasının mali durumunun kötü
olmasından dolayı amcasının oğlu olan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem tarafından
himaye altına alınmıştı. Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve Sei-/em, Hz. Ali
Radıyaiiahu Antiı yanma alıp, bakımını üstlenmiş, böylece Ebu Talib'in yükü
hafiflemiştir. Hz. Ali Radıyaiiahu Anh küçük yaştan beri Rasulullah SaUaüahu
Aleyhi ve Seiiemin yanında yetişmiş, sağlam bir eğitim almıştı. Ahlaken yüksek
seviyeye ulaşan Hz. Ali Radıyaiiahu Antim, Risalet'in başlangıcında dokuz vaya
on yaşlarında olduğu bilinmektedir.[4]
Rasulullah Saiiaiiahu
Aleyhi ve Seiiem'in evinde, O'nu ve hanımının namaz kıldığını gören Hz. Ali
Radıyaiiahu Anh ne yaptıklarını sorunca, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Seiiem şöyle buyurmuştu:
"Bu, Allah'ın
kendine seçtiği, onunla Peygamberlerini gönderdiği dinidir. Ben seni, Allah'a
ve Ona eş ve ortak koşmadan ibadet etmeye, Lât ve Uzza adlı putları inkâr
etmeye davet ediyorum. [5]
Hz. Ali Radıyaiiahu
Anh küçük bir tereddütten sonra müslüman olup, Rasulullah SaiMiahn Aleyhi ve
Sellenfe beyat etmişti. Aynı hane içinde azadlı bir köle olan Hz. Zeyd bin
Haris Radıyaiiahu Anh de vardı. Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve seiiem O'nu
evlatlık edinmişti. [6]Rasulullah Saifaliahu
Aleyhi ve Sellem kendisini imana davet edince hemen kabul etmişti.
Böylece Rasulullah
saiiniiahu Aleyhi ve Seiiem'in saadet dolu hanesi merkez olmak üzere,
kendisine kadınlardan Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha, çocuklardan Hz. Ali
Radıyaiiahu Anh, azad edilmiş kölelerden de Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh iman
etmiş ve yardımcıları olmuştu. Bu üç şahsiyet, o döneminin cahiliyye toplumunca
hor görülen üç sınıfın temsilcileriydi. İnsanları, ırklara ve sınıflara bölen
ve bazı ırk ve sınıfların yüce olduğunu iddia eden cahiliyye düşüncesi, her
çağda insanlığın büyük baş belalarından olmuştur. İslâm'ın kabul etmediği ve
kökten yok etmek için savaş açtığı bu cahiliyye düşüncesi, çağımızda da modern
cahiliyye toplumlarında baş tacı edilmiştir.
Dördüncü iman eden ise
olgun erkeklerden ve hemen hemen Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem ile
aynı yaşta olan Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Antittt. Adı Abdullah bin Ebu Kuhafe
Osman, olan Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Anh, Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve
Seiiem'in, Rîsalet'ini ilan ettiğini duyunca, gelip gerçeği kendisinden de
dinlemiş ve hemen iman etmiştir. Rivayete göre, Rasulullah Sai-laiiahu Aleyhi
ve Seiiem'in, Risalet'i için daha önceden bazı işaretler almış ve bu hususta
bilgi sahibi imiş.[7] Bilgili, tüccar ve
Kureyş'-in kan davalarına bakan hakimi idi Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Anh.
Böylece ilk "iman
hanesi" ve ilk "iman cemaati" teşekkül etmiş oldu. Hz. Adem
Aicyhisseiam ile başlayan ve Kıyamet'e kadar sürecek olan Hak davasının en son
tebliğcisi Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'e iman edenler, Mele-i Âlâ'nın
[yani "Yüceler cemaatı"mn] ilk elemanlarıydılar. İlk "iman ve
tevhid cemaatını oluşturan bu yüce şahsiyetler, birbirine kopmaz bağlarla
bağlanmış ve kenetleşip "el-Bunyanun Mersus'h teşkil etmişlerdi. Hepsi
birbirini çok iyi tanımış olan bu güzide kadronun, ihdaslarından ve
samimiyetlerinden hiçbir şüphe yoktur.
İslâm cemaatının bu
ilk şekli, Kıyamet'e kadar tüm müslümanlara en güzel örnektir. Bu küçük
"Tevhid Cemaatı", cahiliyye toplumu içinde ortaya çıkmış ve tavrını
ortaya koymuştur. Bu ilk "İslâm Cemaatının şematik ifadesi şöyledir:
Yer veya Merkez:
Rasulullah Saiialiahu Aleyhi ve Seiiem'in hane-i saadetleridir.
Davanın Lideri ve Kadısı: Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve setemdir. Çünkü hem
davanın lideri ve önderiydi, hem de tüm çelişkilerin çözüm mercii, tüm
anlaşmazlıklarının kendisine döndürüldüğü şahsiyetti. Aynı zamanda hal,
hareket ve sözleriyle Kur'ân'dan sonra ikinci kaynaktı.
Davarım Finansman Yetkilisi: Hz. Hatice Radtyaiiahu Antia idi. Bilindiği gibi
zengin olan Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha annemiz tüm servetini Allah Ceih
Ceiaiuhu yolunda harcamış ve ilk tevhid cemaatının bu konudaki tüm
ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştır.
Danışman veya Şûra
Yetkilisi: Hz. Ebu Bekir Radıyatiahu Anh, olgunluğu, bilgisi ve toplum içindeki
itibariyle vahy'in olmadığı konularda kendisiyle istişare edilir, sonuçtaki
karara göre hareket edilirdi. Aynı zamanda servetiyle de ilk cemaatın yardımına
koşmuş ve müslüman olmuş birçok köleyi satın alıp âzâd etmişti. Hz. Bilâl-
Habeşî Radiyallaim Anh, bu âzâd edilen kölelerden biriydi.
İstihbarat Yetkilisi: Hz. Ali Radıyaiiahu Anh idi. Hz. Ali böyle bir görevin verildiğini,
Hz. Ebu Zer-i Gifarî iman ediş olayından
anlıyoruz.[8]
Mekke'ye gelen yabancılarla ilgilenip, onları Rasulullah Saiialiahu Ahyhi
veseiiemle buluşturmak Hz. Ali Radıyaiiahu Anh'in vazifesiydi. Çocuk yaşta olduğu
için fazla dikkat çekici değildi.
Güç İşlerin Yetkilisi: Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh idi. Güç ve kuvvet
gerektiren işler, Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh'e verilmişti. Hz. Zeyd Radıyaiiahu
Anh, yirmi kusur yaşlarda, çevik ve dinamikti.
"İlk Tevhid
Cemaatrnm bu şekilde kurulduğu, küçük de olsa ilk örnek olduğu için çok mühim
olduğunu görüyoruz.
Bu ilk cemaat, lider
ve önderlerinin etrafında birbiriyle kenetleniyor, hemen çalışmaya
koyuluyorlar. İman etmiş oldukları gerçeği herkese tebiğ ediyorlar. Kısa
zamanda tebliğlerine olumlu cevap verip iman edenler oluyor.[9]
Dikkat edilirse,
Rasulullah Saiialiahu Aleyhi ve Sellem Hz. AIİ Radıyaiiahu Anilyı imana davet
ederken, Allah'a iman ve ibadet etmekten hemen sonra, "Lât ve Uzza adlı
putları inkâr etmeye" davet etmiştir. Bu putlar, beşeri ideolojilerin
birer sembolüydü. Yani İslâm cemaatini teşekkül ettirecek olan müslümanlar, hiçbir
beşerî ve tağuti ideolojiye kısmen de olsa ilgi gösteremez, onları kabul
edemez. Aksine, onları reddetmek en başta gelen vazifesidir. Tağutla tüm
ilişkileri kesip, İslâm eğitimine yönelir, Kur'ân ve Sünnet'le eğitilir ve
böylece İslâm cemaatını oluştururlar.
Kiyamet'e kadar baki
kalacak bu ilk İslâm cemaatı, bütün müslümanlar için vazgeçilmez bir örnektir.
Nerede cahiliyye devrindeki Mekke gibi bir diyar olur, orada tağutlar hakim,
müslümanlar mustez'af ve mahkûm olurlarsa, orada "İlk Tevhid Cemaati"
örneği gündeme girer. Çünkü Rabbi'miz Allah şöyle buyurmaktadır:
"Andolsun, Allah'ın
elçisinde (Rasullullah'ta) sizin için, Allah'ı ve ahireti arzu eden ve Allah'ı
çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır. [10]
[1] Alak 96/1-5
[2] İbnii'I-Esir, el-Kamil Fİ't Tarih Tercemesi-İslâm
Tarihi, Çev. M. Beşir Eryarsoy, İsi. c.2,s.h.49. Ayncabakınız: Sahih-İ Buhari,
Bedii-Vahy, B.l, Hds.3.
[3] Sket-i İbn Hişam Tercemesi-İslâm Tarihi, çev. Hasan
Ege, İst. 1985, el, sh. 319.
[4] İbnü'1-Esir, a.g.e. c.2, slı. 58
[5] M. Yusuf Kandehlevi, Hahayü's-Sahabe, Çev. Ahmel
Meylâni Ank. T. Y. el, sh.66
[6] Geniş bilgi için bkz. Siret-i İbn Hişam Tercemesi,
c.l, sh.328 vd.
[7] M. Asım Koksal, İslâm Tarihi-Mekke Devri, c.3, sh.332
[8] Sahih-i Euhârî, Ktîabu Menâkıbi'l-Ensar, Bab. 32, Hds.
No: 31.
[9] Siret-i İbnHişamTercemesi, c.İ, sh.332
[10] Ahzab 33/21