Rahman ve Rahim
Allah'ın adıyla. Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Salat ve Selâm olsun
Rasulullah'a, Aline, Ashabına ve kıyamete kadar O'nun izinde giden muvahhid
mü'minlere...
Ben, şehadet ederim ki,
Allah'dan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah'ın
kulu ve Rasulüdür... Bütün tağutlan her yönü ve her çeşidiyle reddedip, yalnız
ve yalnız yegâne Rabbimiz olan Allah'a katıksız, şirksiz, seksiz iman ettim...
Allah'ı Rabb, İslâm'ı din ve Rasulullah Muhammed (s.a.s.)'i önder olarak kabul
edip razı olarak inandım...
Alemlerin yegâne
Rabbi Allah'a hamd-u senalar olsun ki; "Dâva Dersleri" serimizin
altıncı kitabı olan ve "Tevhid - Rasullerin Çağrısı" ismini
verdiğimiz bu eserimizi de bitirmeyi bize nasib eyledi...
Muvahhid mü'minlerin
hayatının bütününü kuşatıcı bir tek konu var: Tevhid. Muvahhid mü'minlerin,
gerek akîde, gerekse amel yönüyle bütün hayatları Tevhid'den ibarettir... Dünya
görüşleri Tevhid olduğu gibi, hâl ve hareketleri de Tevhid'dir... Muvahhid
mü'minler, tevhid için ve Tevhid'le yaşarlar; Tevhid için ve Tevhid'le
ölürler!..
Tevhid, Rasullerin
ortak çağrısıdır... Tevhid, bütün muvahhid mü'minlerin Allah'ın rızasını
kazanması, için yürüdükleri dosdoğru yolun tâ kendisidir.,. Tevhid, katıksız
iman ve takvadır... Tevhid, Allah'dan başka hiçbir hüküm koyucu egemen kabul
etmemektir... Tevhid, Allah'dan başka bütün hüküm koymaya kalkışan azgın, zalim
ve sömürücü egemen güçleri reddetmektir... Tevhid, gerek ferdî, gerekse
toplumsal hayata Allah'ın emirlerini hakim kılmak, Allah'ın nehyettiklerine
yaklaşmamaktır... Tevhid, sapasağlam kurtuluş kulpuna yapışmak için tağut-tan
kaçınmak ve katıksız bir şekilde Allah'a iman etmektir!..
Rabbimiz Allah'ın
vazifeli kıldığı bütün Rasul ve Nebiler, insanları Tevhid hakikatına davet
etmişlerdir:
"Andolsun, biz,
her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının." (diye tebliğ
etmesi için) bir Rasul gönderdik.[1]
"Senden önce
hiçbir Rasul göndermedik ki, ona, şunu vahyetmiş olmayalım: 'Benden başka ilâh
yoktur, öyleyse Bana ibadet edin. [2]
Her kavme, bir Nebî
veya bir Rasul gönderilmiş ve onların ortak çağrısı, Tevhid olmuştur... Onlar,
Allah'dan başka hüküm koyucu bir egemenin olmadığını, hükmün Allah'a aid
olduğunu, Allah'dan başka insanın hayatına müdahale eden bütün hüküm koyucu
tağutların reddedilmesinin gerekli olduğunu insanlara tebliğ etmişlerdir... İnsanların,
yalnız ve yalnız Rabb, İlâh, Melik olarak olarak Allah'ı kabul edip, yalnızca
O'na ibadet etmelerini, yani hayatlarını Allah'ın hükümlerine göre tanzim
etmelerini anlatmışlardır... Allah'ın vahyettiği ayetlerini, onlara izah etmiş
ve hayatta nasıl uygulanacağını göstermiş, bizzat kendileri yaşayarak önder bir
örnek olmuşlardır... Tevhid dinini, yani İslâm'ı insanlara tebliğ eden yegâne
Rabbimizin Nebileri ve Rasullerinin dini birdir... Onlar, aynı dini insanlara
tebliğ eden, insanlar arasından, Rabbimiz Allah tarafından seçilip vazifeli kılınan
kâmil, izzet ve şeref sahibi yüce şahsiyetledir...
Ebu Hureyre (r.a.)'ın
rivayetiyle şöyle buyurur Rasu-lulullah (s.a.s.):
"Esasen
peygamberler, babaları bir kardeştirler, anneleri ayrı ayrıdır. Dinleri
birdir.[3]
Birbirlerinin
kardeşleri ve dinleri bir olan bütün Peygamberler (Allah'ın salat ve selâmı
üzerlerine olsun), insanlara Tevhid'i bildiriyor, izah ediyor, onların
anlamaları için kafaları çatlatırcasma anlatıyorlardı:
"Şu hâlde bil,
gerçekten Allah'dan başka ilâh yoktur. [4]
"Hayır, kim
(güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık
onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar, mahzun olmayacaklardır.[5]
Tevhid'in
anlaşılması, idrak edilip inanılması ve hayata egemen olması için örnek
önderler olmuşlardı muvahhid mü'minlerin rehberleri olan Rasuller ve Nebîler:
"Kendi nefsini
aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun Biz,
O'nu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de O, salihlerdendir.
Rabbi, O'na: "Teslim
ol, dediğinde, (O): Âlemlerin Rabbine teslim oldum, demişti. [6]
İşte önder bir
örneğin tavrı!.. Âlemlerin Rabbi Allah'ın, kendisine iman ve ibadet
konusundaki teslim olmak davetine hiç tereddüt etmeden icabet etmenin gereğini
yerine getirme örneği ve bu konudaki önderlik: İbrahim (a.s.)'ın tavn... Bu
tavır, Rasul ve Nebilerden nesillerine, aynı zamanda ümmetlerine bir
vasiyettir...
"Bunu, İbrahim
oğullarına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım, şübhesiz Allah, sizlere bu dini
seçti, siz de ancak müslüman olarak can verin." (diye benzer bir
vasiyette bulundu.)" [7]
Bu eserimizde, Tevhid
ve teslimiyeti anahatlanyla izah etmeye çalıştık... Yegâne Rabbimiz Allah'ın
emirlerini, nehiylerini ve yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.)'in hadislerini
delil olarak sunduk... Her eserimizdeki usûlümüz gereği, Kitab ve Sünnet, yani
Kur'ân-ı Kerim ve Rasulullah (s.a.s.)'in hadisleri ana kaynağımızdır... Bu iki
temel kaynak ile birlikte ümmetin imamları olan müctehid ulemânın ictihadlan
da, biz muvahhid mü'minlerin yolunu aydınlatan görüşlerdir... Eserde görüleceği
üzere, kendi yorumlarımızdan ziyade, konuya delil olarak sunduğumuz ayet-i
kerimelerin ve hadis-i şeriflerin izahlarında değerli İslâm ulemâsının
yorumlarına öncelik tanınmış, onların görüşleri kaydedilmiştir...
Gerek bu eserimizde,
gerekse diğer eserlerimizde ana konumuz Tevhid, yani katıksız imanın
anlaşılması olduğu için bazı ayetler ve hadisler, yeri geldikçe bir kaç kez
delil olarak zikredilmiştir... Bu tekrarlar, konuya delil olmak açısından
mecburiyetten gündeme gelmiştir... İnşaallah, konunun daha iyi anlaşılmasına
vesile olur ve "ettekraru'1-hasen" olarak kabul edilir!..
Katıksız bir imanla
inanan muvahhid mü'min kullarına şöyle buyurur Rabbimiz Allah:
"Ey iman
edenler, rükû edin, secdeye varın, Rabbini-ze ibadet edin ve hayır işleyin.
Umulur ki, kurtuluş bulursunuz.
Allah adına gerektiği
gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda sizlere bir güçlük
yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O Alİah, bundan önce
de, bunda (Kur'an'da) da sizi, 'Müslümanlar' olarak isimlendirdi. Rasul, sizin
üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık
dosdoğru namaz kılın, zekat verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlâ'nız O'dur.
İşte ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcı.[8]
Muvvahhid mü'minler,
Allah'dan başka Rabb, İslâm'dan başka hayat nizamı, Rasulullah Muhammed
(s.a.s.)'den başka önder bir örnek, "Müslüman'dan başka bir isim ve bir
sıfat kabul etmeyen", izzet ve şeref sahibi şahsiyetlerdir...
Rabbimiz Allah,
muvahhid mü'minleri şöyle vasıflandırıp vazifelerini beyan buyurmuştur:
"Siz, insanlar
içinde çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. Ma'ruf (iyi ve İslâm'a uygun) olanı
emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz.[9]
Tevhid, yani
Rasullerin çağrısı olan, ondan başka hakikat bulunmayan ve bütün hayatı
kuşatıcı gerçeğin gereği budur... Ne mutlu, bu yolun yolcusu olan ve bu yol
üzere direnip sabreden muvahhid mü'minlere...
Dâvamızın başı ve
sonu, Alemlerin Rabbi Allah'a hamdetmektir.
KUL SADİ YÜKSEL
18 Receb 1421 -16
Ekim 2000
Ihlamurkuyu /
Ümraniye
İSTANBUL
[1] Nahl, 16/36.
[2] Enbiya, 21/25.
[3] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l - Enbiya, B.50,
Hds. 113.
Sahih-i
Müslim, Kitabu'l - Fedail, B.40, Hds. 143 - 145.
Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's - Sünnet, B.14, Hds. 4675
[4] Muhammed, 47/19.
[5] Bakara, 2/112.
[6] Bakara, 2/130- 131.
[7] Bakara, 2/132.
[8] Hacc, 22/77 - 78.
[9] Al-i îmrân, 3/110.