"Bir Cuma Namazı
akabinde, Sultan Fatih'in gölgesinde, camiden çıkan cemaatle, Allah'a kulluğu
ifa edip yeni bir hayata başlamaya çalışan ulemadan Sadreddin Yükselin mücahid
oğlu Metin Yüksel'i şehid ettiler.
İçimden bir şey yazmak
gelmiyor. Sadece okuyorum:
"Yuh olsun iki
eline Ebu Leheb'in, kendisine de yuh. Ne malı fayda verdi ona ne kazandığı, o
bir alevli ateşe yaslanacak. Karısı da odun hamah olarak. Boynunda bir ip ki
fitillisinden..."
Ve yine okuyorum:
"De ki: Ey
kâfirler! Tapmam o taptıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim
mabuduma. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcıllardan
değilsiniz benim mabuduma. Size çLU ninizm, bana dinim."
Ve bir cuma günü bir
Ammar bin Yasir daha göçtü bu alemden...
Fakat ölmeyecek, diri
ve daha güçlü bir iman bırakarak..."
25.2.1979
Ertesi günkü Milli
Gazetedeki yazısına ise, "Kanlı Eller, Nurlu Yüzler" başlığını koymuş
ve şöyle demişti: