1)
Nuh (a.s.) Kavmi
a) Nuh (a.s.)’ın kavmi,
puta tapan idiler:
“Ve dediler ki: ‘Kendi ilâhlarınızı bırakmayın. Bırakmayın ne Vedd’i,
ne Suva’ı, ne Yeğus’u, ne Ye’uk’u ve ne de Nesr’i.”([1])
b) Zalim idiler:
“Daha önce Nuh kavmini de! Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.”([2])
c) Fasık idiler:
“Bundan önce Nuh kavmini de (yıkıma uğrattık). Çünkü onlar, fasık olan
bir kavim idi.”([3])
d) Çok kötü idiler:
“Şübhesiz onlar, kötü bir kavimdi.”([4])
e) Vicdanları kararmış bir
kavimdi:
“Çünkü onlar, kör bir kavimdi.”([5])
Nuh’(a.s.)’ın, kendilerini
uyarmak ve Allah’a davet etmek için vazifeli kılındığı toplum bu hâlde idi...
Şirkin, küf-rün, zulmün ve tuğyanın içinde olan bir cahiliyye toplu-munu,
Tevhid’e, imana, adalete ve Allah’a itaate davet edi-yordu Allah’ın Rasulü Nuh
(a.s.)...
Nuh (a.s.)’ın ve
kendilerini Allah’a davet ettiği müşrik kâfir kavminin durumunu şöyle beyan
buyurur Rabbimiz Allah :
“Hiç şübhesiz Biz, Nuh’u: ‘Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel
uyarıp korkut’ diye kendi kavmine (Pey-gamber olarak) gönderdik.
O, dedi ki: ‘Ey kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş)
apaçık bir uyarıcı-korkutucuyum.
Allah’a kulluk edin, O’ndan korkup sakının ve bana itaat edin.
Ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi, adı konulmuş bir ecele
kadar ertelesin. Elbette Allah’ın eceli geldiği zaman o, ertelemez. Bir bilmiş
olsaydınız.”([6])
“Kavminden ileri gelen inkârcılar: ‘Biz seni, yalnızca bizim gibi bir
beşerden başkası görmüyoruz. Sana, sığ görüş-lü olan ve aşağılıklarımızdan
başkasının uyduğunu görmü-yoruz. Ve sizin, bize bir üstünlüğünüzü de
görmüyoruz. Aksine biz, sizi yalancılar sanıyoruz.’ dediler.”([7])
“Kavminin önde gelenleri: ‘Gerçekten biz, seni açıkça bir şaşırmışlık ve
sapmışlık içinde görmekteyiz’ dediler.
O: ‘Ey kavmim, bende bir şaşırmışlık ve sapmışlık yok-tur.
Amma ben, Âlemlerin Rabbinden bir Peygamberim’ de-di.
‘Size, Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. Ayrıca size öğüt
veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben, Allah’dan biliyorum.
Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp
korkutacak adam aracılığı ile bir zikir (Kitab) gelmesine mi şaştınız?”([8])
“Dediler ki: ‘Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan,
gerçekten taşa tutulanlardan olacaksın.”([9])
“Onlara, Nuh’un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: ‘Ey kavmim, benim
makamım ve Allah’ın ayetleriyle hatırlatmalarım, eğer size ağır geliyorsa, ben
şübhesiz, Allah’a tevekkül etmişim. Artık siz, ortaklarınızla toplanıp
yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa
konusu olmasın). Sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.
Eğer yüz çevirecek olursanız, ben, sizden bir karşılık istemedim.
Benim ecrim, yalnızca Allah’a aiddir. Ve ben, müslümanlardan olmakla
emrolundum.”([10])
“Andolsun, Biz, Nuh’u kendi kavmine (Peygamber olarak) gönderdik. O da,
içlerinde elli yılı noksan olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar,
zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Böylece Biz, onu da, gemi halkını da kurtardık ve bu-nu,
âlemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir olay) kılmış olduk.”([11])
“Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.”([12])