İmamlarımızın Beyanı

 

Şehid imamımız İmam Ebu Hanife (rh.a) "El-Vasiyye" adlı eserinde şöyle der:

"Hayrın ve şerrin takdiri Allah'dandır. Eğer bir kimse, hayır ve şerrin takdirinin Allah'dan başkasından olduğunu söylerse, o kimse, Allah'ı inkâr ve Tevhid inancını ibtal etmiş olur.

Ameller, Fariza, Fazilet ve Ma'siyet olmak üzere üç kısma ayrılır. Farizalar, Allah'ın emri, dilemesi, muhab­beti, rızası, kazası, kudreti ve ilmi, muvaffak kılması, yaratması ve Levh-i Mahfuz'da yazması iledir. Fazilet (farz olmayan ameller), Allah'ın emri neticesi olan amel değildir. Eğer öyle olsaydı, fariza olurdu. Fakat fazilet olan ameller, Allah'ın dilemesi, muhabbeti, rızası, kaderi, kazası, hükmü, ilmi, muvaffak kılması, yaratması ve Levh'i Mahfuz'da yazması neticesidir.

Ma'siyet olan amel, Allah'ın emri neticesi değildir. Fakat Allah'ın muhabbeti, rızası ve muvaffak kılması olmaksızın, dilemesi, kazası, takdiri, hızlanı, ilmi ve Levh-i Mahfuz'da yazması iledir."

"İstitaat (kulun fiili için gerekli güç), fiilden önce de, sonra da değil, ancak fiille beraberdir. Eğer istitaat, fiilden önce olsaydı kul, ihtiyacı anında Allah'dan müstağni olurdu.

Bu ise:

"Müstağni olan Allah'dır. Sizler ise, muhtaçsınız.[1]ayetine muhalif olurdu.

İstitaatın fiilden sonra olması, fiilin, takat ve istitaatsız meydana gelmesi gerekeceği için muhaldir.[2]

İmam Tahâvî (rh.a), "El-Akîdedu't-Tahâviyyem" adlı eserinde şunları beyan eder:

"Fiilin meydana gelmesi için gerekli olan istitaat (yani kudret ve kuvvet), fiil ile beraber bulunur. Bu istitaat, fiilin meydana gelmesi için kesin başarı açısından söz konusu olup, bununla mahlukatın vasfolunması caiz değildir. Fakat sıhhat, güç, fiile elverişli durum ve azaların sağlam oluşu cihetinden söz konusu olan istitaat fiilden önce bulunur. Kişiyi sorumlu tutan hitab da bunlara bağlıdır. Nitekim yüce Allah: 'Alİah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği ile mes'ul tutar.[3] buyurmuştur.

Kulların fiilleri, Allah'ın yarattığı şeyler olup, kullar açısından da kendilerine mal ettikleri işlerdir.

Allah Teâlâ kullan, ancak güç yetirebilecek şeylerden sorumlu tutar. Onlar da, ancak Allah'ın kendilerini mukte­dir kıldığı şeylere güç yetirebilirler. Bu da: Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah= Güç ve kuvvet ancak Allah'dandır, sözünün tefsiridir. Allah'a isyan etmekten korunmak için hiçbir kimsenin Allah'ın yardımından başka ne bir kuvveti, ne bir hareketi ve ne de bir çaresi mevcud değildir. Yine bir kimsenin Allah'a itaat etmesi ve itaatinde devam etmesi için Allah'ın muvaffak kılmasın­dan başka bir kudreti yoktur.[4]

Huzeyfe (r.a)'da.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

"Muhakkak ki Allah, her san'atçıyı ve san'atını yarattı."

Kimisi de, bunun yanında şu ayeti okudu:

"Allah, sizleri ve yaptıklarınızı da yaratmıştır. [5]

Rabbimiz Allah şöyle buyurdular:

"Onlara bir iyilik dokunsa: 'Bu, Allah'dandır, derler. Onlara bir kötülük dokunsa: 'Bu, sendendir' derler. De ki: 'Hepsi Allah'dandır.' Fakat ne oluyor ki, bu topluluğa, hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar?

Sana iyilikten her ne gelirse, Allah'dandır. Kötülükten de sana ne gelirse, o da kendindendir. Biz seni, insanlara bir elçi olarak gönderdik. Şahid olarak Allah yeter.

Kim Rasule itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni, onların üzerine koruyucu göndermedik. [6]

İmam Kurtubî (rh.a) tefsirinde şöyle der:

"Yüce Allah:

De ki: Hepsi Allah'dandır' diye buyurmaktadır. Yani, darlık, bolluk, zafer ve yenilgi hep Allah'dandir. Allah'ın kaza ve kaderi iledir.

Yüce Allah'ın:

Sana gelen her iyilik Allah'dandir. Sana gelen her fenalık da kendindendir' buyruğunun anlamı şudur:

Ey Muhammed, sana gelen bolluk, verimlilik, sağlık, esenlik, Allah'ın sana olan lütfü ve sana olan ihsanı ile gelip seni bulur. Yine sana isabet eden kuraklık, ve sıkıntı da, işlemiş olduğun ve bundan dolayı da cezaya çarptırıldığın bir günah sebebiyledir.

Hitab, Peygamber (s.a.s)'e olmakla beraber maksad, O'nun ümmetidir. Yani:

-Ey insanlar, sizi gelip bulan bolluk ve geniş rızık, Allah'ın size olan lütfundandır. Size gelip çatan kuraklık ve dar rızık kendinizdendir. Yani, sizin işlemiş olduğunuz günahlardan dolayı bu, başınıza gelmiştir.[7]

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:

"Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah) çoğunu da affeder. [8]

Dâvamızın başı ve sonu, âlemlerin Rabbi Allah'a hamdetmektir...

 

 



[1] Muhammed, 47/38

[2] İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, sh.74-75.

[3] Bakara, 2/286

[4] Dr. Arif Aytekin, A.g.e.sh.66, md.82-84.

[5] İmam-ı Buharı, Halku Efali'1-İbad, sh.39, Hds.117. İmam-ı Azam, Fıkh-ı Ekber Şerhi, sh.138. Hakim ve Beyhakî'den.

[6] Nisa, 4/78-80.

[7] İmam Kurtibî, A.g.e.c.5, sh.332-333. Bkz. İbn Kesir, A.g.e.c.4, sh.1763-1768.

[8] Şura, 42/30.