Vahy. 1

1) Bal arısına Vahy. 1

2) Göğe Vahy. 1

3) Yere Vahy. 2

4) Musa (A.S.)'In Annesine Vahy. 2

5) İsa (a.s.)'ın annesi Meryem(r.anha)'ya Vahy. 2

6)  İsa (a.s.)'in Havarilerine Vahy. 2

7) Meleklere Vahy. 2

 

Vahy

 

Lugatta Vahy, gizli konuşmak, bir şeyi sur'atli ve gizli kalbe bildirmek, emretmek, ilham etmek imâ ve işaret etmek, acele etmek ve mektub yazmak gibi çeşitli mânâlara gelmektedir.

Istılahta Vahy, Allah Teâlâ'nın dilediği şeyleri seçmiş olduğu peygamberlerine, mahiyeti diğer insanlarca tam bilinmeyen yollarla bildirmesidir.[1]

Rabbimiz Allah (Azze ve Celle), yegâne hayat düstu­rumuz Kur'ân-ı Kerim'de Rasul ve Nebilerine vahyettiği-ni beyan buyurmuştur... Ayrıca bal arısına, yere, göğe, Musa (a.s.)'ın annesine, İsa (a.s.)'ın annesi Meryem (r.anha)'ya, İsa (a.s.'ın Havarilerine ve meleklere de vahyettiğini beyan buyurur... Rasul ve Nebilere yapılan vahyin dışında kalan bu tür vahy, emir ve ilham mânâsın-dadır... Yoksa bu tür vahy, Nübüvvet ve Risaletin gereği olan vahy gibi değildir,..

Kur'ân-ı Kerim'de yer alan bu tür vahy için Rabbimiz Allah'ın buyrukları şunlardır:

 

1) Bal arısına Vahy

 

"Rabbin, bal arısına vahyetti: 'Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.

Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.' Onların karınlarında türlü renklerde şerbetler çıkar. Onda, insanlar için bir şifâ vardır. Şübhesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.[2]

 

2) Göğe Vahy

 

"Sonra duman hâlinde olan göğe yöneldi. Böylece ona ve yere dedi ki: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin.' İkisi de: 'İsteyerek (itaat ederek) geldik.' Dediler.

Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz, dünya göğünü de kandillerle süsleyip donattık ve bir koruma (altına aldık). İşte bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)'in takdiridir. [3]

 

3) Yere Vahy

 

"O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir. [4]

 

4) Musa (A.S.)'In Annesine Vahy

 

"Musa'nın annesine: 'O'nu emzir. Şayet O'nun için korkacak olursan, O'nu suya bırak. Korkma ve üzülme. Çünkü o'nu Biz, sana tekrar geri vereceğiz ve O'na, gön­derilen (Rasullerden) kılacağız.' Diye variyettik. "(Allah) dedi ki: 'Ey Musa, istediğin sana verilmiştir.-Andolsun, Biz sana, bir defa daha lutufta bulunmuştuk. Hani annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik (şöyle ki:) O'nu, sandığın içine koy, suya bırak, böylece su o'nu sahile bıraksın. O'nu, benim de düşmanım, O'nun da düş­manı olan biri alacaktır. Gözümün önündü yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim. [5]

 

5) İsa (a.s.)'ın annesi Meryem(r.anha)'ya Vahy

 

"Hani melekler: 'Meryem, şübhesiz Allah, seni seçti. Seni arındırdı ve âlemlerin kadınlarına üstün kıldı' demişti.

'Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et!" [6]

"Kitab'da Meryem'i de an. Hani o, ailesinden kopup doğu taraflarında bir yere çekilmişti.

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çek­mişti. Böylece o'na ruhunuzu (Cibril'i) göndermiştik. O da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

(Meryem) demişti ki: 'Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yak­laşma).'

(Cibril) demişti ki: 'Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim. Sana, tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)." [7]

 

6)  İsa (a.s.)'in Havarilerine Vahy

 

"Hani Havarilere: 'Bana ve Rasulüme iman edin.' Diye Vahy (ilham) etmiştim. Onlar da: 'İman ettik, gerçekten Müslümanlar olduğumuza Sen de şahid ol' demişlerdi[8]

 

7) Meleklere Vahy

 

"Rabbin, meleklere vahyetmişti ki: 'Şübhesiz ben sizinleyim. İman edenlere sağlamlık katın, inkâr edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümaniar,) vurun boyunların üstüne, vurun onların bütün parmaklarına.'

Bu, elbette, onların Allah'a ve Rasulüne baş kaldır­maları  dolayısıyladır.  Kim  Allah'a ve  Rasulüne baş kaldırırsa, şübhesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.[9]

 



[1] Geniş bilgi için bkz, İmam Celâleddin es-Suyutî, El-İtkan fî Ulûmi'l-Kur'ân-Kur'ân İlimleri Ansiklopedisi, gev.Doç. Dr. Sa­kıp Yıldız- Dr. Hüseyin Avni Çelik, İst. 1987, el, sh.lO3,vd. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak dini Kur'ân Dili. c.3,sh.l42-144. (yenda yayınlan)

[2] Nahl, 16/68-69.

[3] Fussilet, 4:

[4] Zilzal, 99/4-5.

[5] Tâhâ, 20/36-39.

[6] Al-i Imrân, 3/42-43.

[7] Meryem, 19/16-19.

[8] Mâide, 5/111.

[9] Enfal, 8/12-13.