Ehli Kitab'ın İlâhî Kitabları Tahrifi

 

Yahudî ve Hristiyanlar, kendilerine Alİah tarafından gönderilen ve hayat programı olan Tevrat, Zebur ve İncil'i, cehalet ve ihanet sonucu bozmuşlardır... Onların, her biri Rabbimiz Allah'ın kelâmı olup O'nun tarafından indirilen ilâhi kitablan elleriyle bozduklarını, Rabbimiz Allah bildirip beyan ediyor...

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:

"Kimi Yahudiler, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar.[1]

"Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalblerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. [2]

"Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Siz onu, (bu okur göründüklerini) kitabtan sanasınız diye. Oysa o, kitabtan değildir. 'Bu, Allah katmdandır' derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri hâlde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler. [3]

"Hani kitab verilenlerden: 'Onu, mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu, gizlemeyeceksiniz' diye kesin söz almıştı. Fakat onlar bunu, arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey, ne kötüdür[4]

"Artık vay hâllerine, kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için, 'bu, Allah kalındandır' diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, vay kazanmakta olduklarına.[5]

"Hani Meryem oğlu İsa da: 'Ey İsrailoğluları, gerçek­ten ben, sizin için Allah'dan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi 'Ahmed' olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim,' demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: 'Bu, açıkça bir büyüdür' dediler.

İslâm'a çağrıldığı hâlde, Allah'a karşı yalan uyduran­lardan daha zalim kimdir? Allah, zalim bir kavmi hidayete

erdirmez. [6]

"Siz (Müslümanlar), onların size inanacaklarını umu­yor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlar. [7]

"Kendilerine kitab verdiklerimiz, O'nu (Rasulullah'ı), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü bildikleri hâlde gerçeği gizlerler. [8]

İmam Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre O, Abdullah İbn Selâm (r.a.)'dan Rasulullah (s.a.s.)'i sordu.

Abdullah İbn Selâm, cevaben şöyle dedi:

Ben O'nu, oğlumdan daha iyi tanırım.

İmam Ömer:

Niçin? deyince,

O:

Çünkü   ben,   Muhammed   (s.a.s.)'in   peygamber olduğundan şübhe etmem. Fakat çocuğumdan şübhe ede­bilirim- Çünkü annesi hainlik etmiş olabilir, dedi.

Bunun üzerine İmam Ömer (r.a.), O'nun başını öptü.[9]

Abdullah İbn Ömer (r.anhuma) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.)'e, Yahudilerden birbiriyle zina etmiş bir erkekle bir kadın getirildi.

Rasulullah (s.a.s.), yahudîlere:

"Sizler, zina edenlere ne yapıyorsunuz?" diye sordu.

Onlar:

Bizler, onların yüzlerine kömür sürüp karartıyor ve onları (bir merkeb üzerine ters olarak bindirip sokaklarda dolaştırmak suretiyle) hakaret ediyoruz, dediler.

Rasulullah (s.a.s.):

"Şu hâlde eğer doğruysamz, Tevrat'ı getirin de onu okuyun." (Âl-i İmrân, 3/93) kavlini söyledi.

Yahudiler, Tevrat'ı getirdiler ve kendisinden razı bulundukları bir adama (ki o, Abdullah İbn Sûriyâ el-A'ver el-yahudî'dir):

Ya A'ver, oku! Dediler.

O da, Tevrat'tan recm ayetine kadar okudu da oranın üstüne elini koydu.

(Abdullah İbn Selâm, ona:)

Elini, onun üstünden kaldır, dedi.

O da, elini kaldırdı. Bîr de baktık ki, orada recm ayeti parlayıp durmaktadır.

(Bunun üzerine Abdullah İbn Selâm) dedi ki:

Ya Muhammed, şübhesiz bunlar üzerine taşlamak cezası vardır. Lâkin bizler, recm ayetini aramızda gizli­yorduk.

Akabinde Rasuluüah, zina edenlerin taşlanmalarını emretti.

İbn Ömer:

Ben, onların taşlanmalarını gördüm. Erkek, kadım taşlardan korumak için üzerine meylediyordu demiştir.[10]

Berâ b.Âzib (r.a.) şöyle demiş:

Rasulullah (s.a.s.)'in yanına, yüzü kömürle karartılmış, dayak vurulmuş bir yahudî getirdiler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.), yahudîleri çağırarak:

Siz, zina eden kimsenin haddini (cezasını) kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?" diye sordu.

Evet, dediler.

Müteakiben onların âlimlerinden birini çağırdı ve:

"Sana, Tevrat'ı Musa'ya indiren Allah aşkına soruyo­rum. Zina edenin haddini kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?" dedi.

O:

Hayır, eğer bana bu sözle sormasa idin sana haber ver­mezdim!

Biz onu, recim buluyoruz. Lâkin bu iş, eşrafımız arasında çoğaldı. Artık o hâle geldik ki, şerefli birini yakalarsak onu bırakıyoruz, zayıfı yakalarsak ona haddi vuruyoruz.

Dedik ki:

Geliniz, soyluya da, soysuza da tatbik edeceğimiz bir şey üzerine ittifak edelim ve kömüre boyamakla dayak vurmayı, recmin yerine koyduk.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.):

"Allahım, onların öldürdüğü senin emrini ilk ihya eden benim!" buyurdu.[11]

 



[1] Nisa. 4/46.

[2] Mâide, 5/13.

[3] Âl-î İmrân, 3/78.

[4] Âl-i İmrân, 3/187

[5] Bakara, 2/79.

[6] Saf, 61/6-7.

[7] Bakara, 2/75.

[8] Bakara, 2/146. En'am, 6/20.

[9] Fahruddin er-Râzî, A.g.e.c.4, sh.41. İmam Kurtubî, A.g.e.c.2, sh.387. Elmalıh M. Hamdı Yazır, A.g.e.c.l, sh.434.

[10] Sahih-i Buhârî. Kitabu't-Tevhid, B.52, Hds.168. Kitabu'Mefsir, B.58, Hds.77. Kitabu'l-Menakıb, B.26, Hds.136. Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Hudud, B.6, Hds.26. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-Hudud, B.26, Hds.4446. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Hudud, B.10, Hds. 1462-1463 (Kısmen)

[11] Sahih-i Müslim, Kitabu'i-Hudud, B.6, Hds.28.

Ayrıca bkz. Sünen-i Ebu Davud, Kıtabu'l-Akdiye, B.27, Hds.3624-3625.