Kitabları
Tanımak Ve Kitablara İman Etmek
İmam Necmüddin Ömer
en-Nesefî(rh.a,), "Metnu'l-Akaid" adlı eserinde şöyle der:
"Allah Teâlâ'nın
peygamberlerine indirmiş olduğu kitabları vardır. Emrini, nehyini, va'dını ve
vaidini burada açıklamıştır."
Bu metni şerheden allâme
Sa'düddin taftazânî (rh.a.), şunları beyan eder:
"Bunların hepsi
Allah'ın kelâmıdır. Allah Teâlâ'nın kelâmı vahiydir ve birdir (İlâhî ve semavî
kitablar ve muhtevaları çokluk gösterirse de Allah'ın kelâmı tektir.) Çokluk ve
farklılık nazımda, okunanda ve dinlenendedir. (Dinlenir, okunur ve ifade edilir
olması yönünden Allah'ın kelâmında ta'addud ve tefavüt vardır). Bu yönden en
üstün olan Allah kelâmı Kur'ân, sonra Tevrat, sonra İncil, daha sonra da
Zebur'dur. Nitekim Kur'ân da, Allah Teâlâ'nın bir tek kelâmıdır. Bu yönden
Kur'ân'daki bazı bölümlerin, diğer bölümlerden daha üstün olması tasavvur
edilemez. Fakat okuma ve yazma bakımından bazı sûrelerin, diğerlerinden daha
üstün olmaları caizdir. Nitekim bu husus hadisler de ifade edilmiştir.[1]
Sözü edilen üstünlüğün
mahiyeti, daha faydalı olması ve içinde Allah Teâlâ'nın zikrinin daha çok
olması itibariyle Kur'ân'daki bazı bölümlerinin okunmasının daha efdal
olmasıdır.
Daha evvelki
kitabların okunması, yazılması ve bazı hükümleri Kur'ân'la neshedilmiştir.[2]
Yegâne Rabbimiz Allah,
insan kullarını yeryüzüne imtihan etmek üzere gönderdiğinde onlara, dosdoğru
yolu gösteren Rasuller ve hayat rehberi olan kitablar gönderdi... Rabbimiz
Allah'ın hükümlerini, emir ve nehiylerini beyan eden o'nun kitablarına iman etmek
katıksız imanında hiçbir şübheye düşmemek, O'na iman etmenin bir gereğidir...
Rabbimiz Alİah şöyle
buyurur:
"Ey iman edenler,
Allah'a, Rasulüne, Rasulüne indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba
iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitablarını, Rasullerini ve ahiret gününü
inkâr ederse, şübhesiz uzak bir sapıklıkla sapılmıştır. [3]
"Deyin ki:
'Biz, Allah'a, bize
indirilenebrah İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene İsa'ya
verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene im ettik. Onlardan hiç birini
diğerinden ayırdetmeyiz ve o'na teslim olmuşlarız.[4]
"Rasul, kendisine
Rabbinden indirilene iman etti mü'minler de. Tümü Allah'a, meleklerine, kitablarına
ve Rasullerine inandı. [5]
"De ki: 'Allah'ın
indirdiği her kitaba inandım. [6]"İnsanlar,
tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi
ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda
aralarında hüküm vermek üzere hak kitablar indirdi. Oysa kendilerine apaçık
ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan azgınlık ve kıskançlıkları
yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o (kitab) verilenlerden başkası değildir.
Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi
izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir. [7]
"Andolsun, Biz
Rasullerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar
diye, onlarla birlikte kitabı ve mizam indirdik. [8]
"Biz, kitab'ı,.
ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavime
rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. [9]
"EIif-Um-Mîm.
Bu, kendisinde hiçbir
şübhe olmayan, müttakiler için yol gösterici bir kitab'dır.
Onlar, gayba
inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden
infâk ederler.
Ve onlar, sana
indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir
bilgiyle inanırlar.
İşte bunlar,
Rabblerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.[10]
"(Rasulüm,) eğer
seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama), gerçekten senden önce apaçık
mu'cizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitab getiren nice peygamber de
yalancılıkla itham edildi. [11]
Biz muvahhid mümin
Müslümanlar, yegâne Rabbimiz Allah'ın bizim kendisine tabi olup, yegâne hayat
programı olarak kabul edip uygulamamızı emrettiği o'nun gönderdiği bütün
kitablara hiçbir şübhe duymadan iman ediyoruz... Zamanın geçmesiyle hiçbir
değişikliğe uğramayan, eskimeyen ve kıyamete kadar taptazeliğini koruyan hayat
programımız Kur'ân-ı Kcrim'e katıksız iman ettik... Kur'ân-ı Kerim'den önce,
evvelki ümmetlere indirilen ve insan eliyle tahrif edilmeden önceki Tevrat'a,
Zebur'a, İncil'e ve yüz sahifeye de hiç şübhe duymadan Allah tarafından
olduğuna iman eyledik...
Bütün kitablar,
Allah'ın izniyle insanlara örnek ve önder olmak üzere Allah tarafından vazifeli
kılınan Rasullerin ve Nebilerin ümmetleriyle beraber uyguladıkları mutlu hayat
programlarıdır... Âlemlerin Rabbi Allah'ın, kendileri için beyan buyurduğu bu
hayat programına göre dünya hayatlarını düzenleyip yaşayan muvahhid mü'minler,
hem bu dünyada mutlu ve izzetli olmuşlardır,
hem de ahirette
ebedi cennet nimetine kavuşup
saadeti elde etmişlerdir... Dünyada ve ahirette, izzet ve şeref muvahhid mü'min
müslümanlara aiddir. [12]
Muvahhid mü'min
Müslümanlar, Allah'ın Kelâmı olan hayat programları Kur'ân-ı Kerim'e tabi olup
bütün tağutî ideoloji ve programlarını reddederlerse, izzet ve şeref üzere
hayata devam ederler... Muvahhid mü'minler, imanlarını, izzet ve şereflerini
korumaların en büyük şartı, işgal edilmiş İslâm topraklarında egemen olan bütün
tağutî ideolojileri, felsefeleri ve düzenleri reddedip onlara asla tabi
olmamaktır...
Yegâne Rabbimiz
Allah'ın yeryüzündeki insan kulları için indirmiş olduğu hayat programları yüz
sahife ve dört büyük ilâhî kitab'dan oluşmaktadır...
Rabbimiz Allah,
muvahhid mü'min kullan için hayat programı olarak gönderdiği suhuf (sahifeler)
hakkında şöyle buyurur:
"Doğrusu,
temizlenip arınan felah bulmuştur.
Ve Rabbinin ismini
zikredip namaz kılan.
Hayır, siz, dünya
hayatını seçip üstün tutuyorsunuz.
Ahiret ise, daha
hayırlı ve daha süreklidir.
Şübhesiz bu, önceki
sahifelerde vardır.
İbrahim'in ve Musa'nın
sahifelerinde. [13]
"Yoksa Musa'nın
sahifelerinde olan, kendisine haber verilmedi mi?
Ve vefa eden
İbrahim'in (sahifelerinde) olan.
Doğrusu, hiçbir
günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Şübhesiz insana, kendi
emeğinden başkası yoktur.
Şübhesiz, kendi emeği
(veya çabası) görülecektir.
Sonra ona, en
noksansız karşılık verilecektir.
Elbette son varış,
Rabbine olacaktır.[14]
EbuZerr (r.a.)'dan.
Ebu Zerr (r.a.) şöyle
demiştir:
Ey Allah'ın Rasulü,
Allah, kaç kitab indirmiştir? Diye sordum.
O (s.a.s.), şöyle
buyurdu:
"Yüz dört kitab.
Allah, şife elli
sahife, Ahnuh'a (îdris'e) otuz sahife, İbrahim'e on sahife, Musa'ya Tevrat'tan
önce on sahife indirmiştir. Ayrıca Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan'ı da
indirmiştir. [15]
"Şübhesiz bu,
önceki sahifelerde vardı.
İbrahim'in ve Musa'nın
sahifelerinde. [16]
İbn Abbas
(r.anhuma)'dan.
Bu ayet
nazil olduğunda Rasulullah
(s.a.s.) şöyle buyurdu:
Bütün bunlar-ya da bu
idi, demiş-Musa ve İbrahim'in sahifelerinde var idi.[17]
Yegâne Rabbimiz Allah,
insan kullan için inzal buyurduğu hayat programını, vazifeli kıldığı Rasulleri
ve Nebileri vasıtasıyla insanlara beyan buyurmuştur... İnsan kullarına, ilâhî
kitablannı ve Rasullerini rehberler kılan Âlemlerin Rabbi, onlara dört büyük
kitab inzal etmiştir... Kur'ân-ı Kerim'den önce inzal olunan Tevrat, Zebur ve
İncil, zamanla büyük cehalet ve ihanet içinde bulunan gafiller tarafından, ya
da azılı düşmünlann hain elleri vasıtasıyla tahrif edilip bozulmuştur...
Yegâne hayat nizamımızın ana kaynağı Kur'ân-ı Kerim, böyle bir tahrif ve
bozulmadan korunmuştur... Kıyamete kadar aynı ilâhî koruma altındadır...
Dört büyük kitab,
inzal sırasına göre şunlardır:
1) TEVRAT:
Rasulullah Musa (a.s.)'a verilmiştir.
Rabbimiz Allah şöyle
buyurur:
"Gerçek şu ki,
Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler,
yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek
bilginler de (Ahbar) Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve
onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan
korkmayın,
Ben'den korkun ve
ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdikler iyi e
hükmetmezse, işte onlar, kâfirlerin tâ kendileridir.[18]
"Onlar: 'Alİah,
beşere hiçbir şey indirmemiştir' demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek
takdir edemediler. De ki. (Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak
getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmım)
açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve
atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir.' De ki: 'Alİah.' Sonra onları
bırak, içinde daldıkları saçma uğraşlarında oyalanıp dursunlar. [19]
"Hidayete
eresiniz diye Musa'ya kitab'ı ve Furkan'ı verdik. [20]
"Andolsun, Biz,
Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına kitabı miras bıraktık. (Ki o,)
temiz akıl sahibleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. [21]
"Ey kitab ehli,
İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak
O'ndan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecekmişiniz?" [22]
"Andolsun, Biz,
Musa'ya kitabı vermiştik. Böylece sen, ona kavuşmaktan kuşku içinde olma, biz
onu, İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık. [23]
"Andolsun, Biz,
Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye. [24]
"Musa'ya kitab
verdik ve: (Ben'den başka veli edinmeyin) diye onu, İsrailoğullarına kılavuz
kıldık. [25]
"Andolsun, Biz,
Musa'ya ve Harun'a, takva sahibleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir)
olarak hak ile batılı birbirinden ayıran (Furkan)i verdik.[26]
"Andolsun, Biz,
Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Onları ve kavimlerini,
o büyük üzüntüden kurtardık.
Onlara yardım ettik,
böylece üstün gelenler oldular.
Ve ikisine anlatımı
açık kitabı verdik. [27]
"(İsa dedi ki:)
'Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılman bazı şeyleri helâl
kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'dan korkup bana
itaat edin. [28]
"Sonra Biz
Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetlerimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı
ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak kitabı verdik. Umulur ki,
Rabblerine kavuşacaklarına inanırlar. [29]
"Biz, O'na
(Musa'ya) Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve herşeyin yeterlice bir
açıklamasını yazdık, (ve:) 'Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki,
en güzeliyle sarılsınlar. Size, fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim.'(dedik). [30]
"Allah'ın
hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar
ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildirler. [31]
Nebî (s.a.s.) şöyle
buyurdu:
"Tevrat ehline,
Tevrat verildi, onunla amel ettiler ve İncil ehline, İncil verildi, onlar da
onunla amel ettiler. Size de ICur'ân verildi, onunla amel ettiniz.[32]
2) ZEBUR:
Rasulullah Davud (a.s.)'a verilmiştir.
Rabbimiz Allah (Azze
ve Celle) şöyle buyurur:
"Nuh'a ve O'ndan
sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e,
İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve
Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. [33]
"Rabbin, göklerde
ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, Biz, peygamberlerin bir kısmını,
bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a Zebur verdik. [34]
"Andolsun, Biz,
Zikir (levh-ı manfuz veya Tevrat) den sonra Zebur'da da: 'şübhesiz arz'a, salih
kullarım varis olacaklar' diye yazdık. [35]
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurur:
"Davud
peygamber'c (Zebur'u) okumak kolaylaştırıldı. Davud, kendisinin binek
hayvanlarının sefere hazırlanmasını emrederdi de onlar, eğerlenirdi. Bunlar,
eğerlenmezden evvel Zebur'u okurdu. Davud, yalnız kendi elinin emeğinden yer
idi. [36]
3) İNCİL:
Rasulullah İsa (a.s.)'a verilmiştir.
Rabbimiz Allah şöyle
buyurur:
"Onların
(peygamberleri) arasında yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu
İsa'yı gönderdik ve O'na, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı
doğrulayan ve müttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i indirdik.[37]
"Sonra onların
izleri üzerinde Rasullerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da
arkalarından gönderdik. O'na İncil'i verdik ve O'nu izleyenlerin kalb-İcrindc
bir şefkat ve merhamet kıldık.. [38]
"O, sana kitabı
hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i
de indirmiştir. [39]
Ebu Hüreyre (r.a.)'ın
rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):
"Allahım, ey
göklerle yerin ve büyük Arş'ın sahibi, ey taneyi, çekirdeği yaran, Tevrat,
İncil ve Furkan'ı indiren! Alnından tuttuğun herşeyin şerrinden sana sığınırım. [40]
Muvahhid mü'min
müslümanlann yegâne hayat düsturu olan Kur'ân-ı Kerim'den önce indirilen
Tevrat, Zebur ve İncil, kendisiyle amel olunsun diye indirilmiş idi...
Âlemlerin Rabbi Allah (Azze ve Celle)nin insan kullan için beyan buyurduğu
hükümlerin kitabıydı Tevrat ve İncil... Bu ilâhî kitablara iman edenler,
onlardaki hükümlerle hükmetmek, emirleriyle amel etmek ile mükellef
kılınmışlardı...
Şöyle buyurmuştu
yegâne Rabbimiz Allah:
"De ki: 'Ey kitab
ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça (ikame
etmedikçe) hiç bir şey üzerinde değilsiniz.' Andolsun, Rabbinden sana
indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de,
kâfirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.[41]
"İncil sahibleri,
Allah'ın onlara indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdikleriyİe
hükmetmezse, işte onlar, fasıkların tâ kendisidir. [42]
"Eğer kitab ehli
iman edip sakmsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları ve
nimetlerle donatılmış cennetlere sokardık.
Ve eğer onlar,
Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblerinden indirileni (Kur'ân'ı) ayakta
tutsalardi, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti)
yiyeceklerdi. İçlerinde aşın olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun
yaptıkları ise, ne kötüdür. [43]
İmam Kurtubî (rh.a.):
"Tevrat'ın ve
İncil'in gereği gibi ayakta tutulmasından kasıt ise, onların muktezası
gereğince amel etmek ve onları tahrif etmemektir. [44]
diyor ve meşhur tefsirinin bir başka yerinde şunları beyan ediyor:
"İşte kitabların
indirilmesinden maksad budur. Dil ile onları okuyup tertil etmek değil, onların
gereğince amel etmektir. Çünkü sadece dil ile okuyup tertil etmek eş-Şa'bî ve
İbn Uyeyne'nin de belirttikleri gibi, o kitabı bir kenara atmak demektir.
Yüce Allah:
"Kitab
verilenlerden bir takımı sanki bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabı'm
arkalarına attılar.[45]buyurur.
İmam Malik (rh.a.) der
ki:
Bazen hiçbir hayır
bulunmayan bir kimse de Kur'ân'ı okuyor olabilir. Buna göre, bizden öncekilerin
yerine getirmekle yükümlü oldukları hususlar ve onlardan alınmış olan sözler,
bizim için de bir yükümlülüktür, bizim için de bir görevdir.
Nitekim yüce Allah,
şöyle buyurmuştur:
Ve Rabbinizden size
indirilenin en güzeline tabi olun.[46] Yüce
Allah, bizlere kitabına uymayı, onun gereğince amel etmeyi emretmiştir. Fakat
Yahudiler ve Hıristiyanlar bunu terk ettiği gibi, biz de terk ettik. Geriye
hiçbir fayda vermeyen kitabların şekilleri ve mushaflar kaldı. Çünkü cahillik
üstünlük sağlamış, başkanlık talebi, hevalara uymak öne geçmiştir.[47]
İmam İbn Kesir (rh.a.)
de, tefsirinde şunları söylüyor:
"Eğer onlar
(Ehl-i Kitab), ellerinde bulunan ve peygamberlerinin getirmiş olduğu kitabla
amel etselerdi, onu tağyir ve tebdile başvurmadan uygulasalardı bu, kendilerini
hakka uymaya götürür ve Hz. Muhammed (s.a.s.)'in gönderilmiş olduğu gerçeklerle
amel etmeye sevk ederdi. Çünkü onların kitabları, Peygamber (s.a.s.)'in
doğruluğunu haykırmakta ve kesin kez O'na uymayı emretmektedir. [48]
Ebu'd-Derda (r.a.)
anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s.)
ile beraber bulunuyorduk. Derken bakışını göğe dikti ve sonra şöyle buyurdu:
"İşte insanlardan
ilmin aşırılacağı zaman. Nihayet ilim namına hiçbir şeye güçleri
yetmeyecektir."
Bunun üzerine Ziyad b.
Lebid el-Esarî dedi ki:
Kur'ân okuduğumuz
hâlde ilim bizden nasıl aşırıla-caktır? Allah'a yemin ederim ki, Kur'ân'ı
muhakkak okuyacağız ve onu, kadınlarımıza ve çocuklarımıza muhakkak okutacağız.
Rasulullah (s.a.s.)
buyurdu ki:
"Annen, senin
hasretine yansın ya Ziyad! Ben de seni, Medine halkının fakihlerinden saymakta
idim. İşte Tevrat ve İncil, yahudî ve Hri s Uyanların elindedir. Onlara ne faydası
var?" [49]
Ebu Said el-Hudrî
(r.a.)'dan
Tebük Gazvesi yılı,
sırtını bineğine dayayan Rasulullah (s.a.s.), müslümanlara hitab ederek şöyle
buyurdu:
"Size, insanların
en hayırlısıyla, en şerlisini haber vereyim mi? Ölünceye kadar, atının
sırtında, devesinin sırtında, yahud da yaya olarak Allah yolunda çalışan,
insanların en hayırlı larındandır.
Allah'ın kitabını
okuyup da tatbik etmeyen kötü huylu adam ise, insanların en şerlilerindendir. [50]
Yahudiler ve Hristiyanlar, yegâne Rabbimiz Allah'ın itaat edip hükümlerini hayatlarına hakim kılsınlar diye kendilerine göndermiş olduğu İlâhî kitablan elleriyle bozdular... Kelimelerin ve cümlelerin yerlerini değiştirdiler... Bir çok ayetleri gizlediler, bazılarının hükmünü ortadan kaldırdılar, bazı ayetleri de kitabtan çıkarıp yerlerine kendilerinden cümleler eklediler... Böylece hakkı batıl ile karıştırdılar...
[1] Örnek olarak şu hadisleri zikredebiliriz: Ebu Said
et-Hudrî fr.a.} anlatıyor:
Bir kişi, diğer bir kişinin bütün gece tekrar tekrar "Kul huve'l
lahu ahad" Sûresi'ni okuduğunu işitti. Sabah olunca Rasulullah'a geldi ve
o diğer kişinin sâdece bu sûreyi oku masını azımsıyarak bunu, Rasulullah
(s.a.s)'e zikretti..
Rasulullah (s.a.s.) de
cevaben:
"Hayatım elinde
olan Allah'a yemin ederim ki, bu sûreyi oku
mak, elbette bütün
Kur'ân'ın üçte birine denk olur."
Sahih-i Buhârî, Kitabu
Fedaili'l-Kur'ân, B.13, Hds.34.
Sahih-i Müslim, Kitabu
Saiati'l-Müsafirin, B.45, Hds.259-263.
Sünen-i Ebu Davud,
Kitabu'1-Vitr, B.18, Hds.1461.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu
Fedaili'i-Kur'ân, B.ll, Hds.3059-3063.
Enes (r.a.)'dan.
Rasulullah, (s.a.s)
şöyle buyurdu.
"Herşeyîn bir
kalbi vardır ve Kur'ân'ın kalbi de yasindir. Her
kim yâsîn sûresi'ni
okursa, Alİah ona, bu sûreyi okuması sebe
biyle, Kur'ân'ı on kere
okumuş kadar sevab yazar." (Bu hadis,
hasen-ğaribdir)
Sünen-i Tirmizî, Kitabu
Fedaili'l-Kur'ân, B.6, Hds.3047.
Sünen-i Dârimî, Kitabu
Fedaili'l-Kur'ân, B.21, Hds.3419.
[2] Sa'düddin Taftazânî, A.g.e.sh.306.
[3] Nisa, 4/136.
[4] Bakara72/l36. Âl-i İmrân, 3/84.
[5] Bakara, 2/286.
[6] Şura, 42/15.
[7] Bakara, 2/21.
[8] Hadid, 57/25.
[9] Nahl, 16/64.
[10] Bakara, 2/1-5.
[11] Âl-i İmrân, 3/184. Fatır, 35/25.
[12] İzzet, Allah'ın, O'nun Rasulünün.ve
mü'minlerindir." Münafikun, 63/8.
[13] A'lâ, 87/14-19.
[14] Necm, 53/36-42.
[15] imam Kurtubî, A.g.e.c.l, sh.430. el-Huseyn el-Acurî
ile Ebu Hatim ei-Busti rivayet etmişlerdir.
İbn Kesir, Hadislerle
Kur'ân-i Kerim Tefsiri, c.5, sh. 2039- 2040. Muhammed İbn Hüseyn el-Acurî'den.
Elmahlı M. Hamdı Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İst. 1997, c.9, sh.26-27 (yenda
yayınlan). Abd İbn Humeyd, İbn Merduye ve İbn Asâkir'den.
Not; Aynı eserin, Doç.
Dr, İsmail Karaçam, vdğ.tarafından sadeleştirilmiş.baskısında (Azim yayınları),
c.3, sh.l63'de dip notta aynı hadisin:
Alûsî, Ruhu'l-Meânî,
c.30, sh.l41-142'de.
Suyutî,
ed-Dümi'1-Mansur, c.8, sh.489'da kayıtlı olduğu beyan edilmiştir.
Celâl Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur'ân Tefsiri, İst 1989, c.13, sh.
6737. Sahih-i ibn Hibban-Levamiu'l-Envarü'S- Behiyye, c.2,sh.264'den.
[16] ATâ, 87/18-19
[17] ibn Kesir, Hadislerle Kur'ân-ı Kerîm Tefsiri, c.15,
sh.8425. Hafız Ebu Bekr el-Bezzar'dan. Ravileri sikadır. Ayrıca bkz. Ebu Nuaym
el-Isfahânî, Hilyetü'l-Evlİya-Sahabe'den Günümüze Alİah Dostları, çev. Said
Aykut, vdğ. İst. 1995, c.l,sh.68.
[18] Mâide, 5/44.
[19] En'am, 6/91.
[20] Bakara, 2/53.
[21] Mü'min, 40/53-54.
[22] Âl-i İmrân, 3/65.
[23] Secde, 32/23.
[24] Mü'minin, 23/49.
[25] Isrâ, 17/2.
[26] Enbiya, 21/48.
[27] Şaffat, 37/114-117.
[28] Âl-i İmrân, 3/50.
[29] En'am, 6/154.
[30] A'raf, 7/145.
[31] Mâide, 5/43.
[32] İmam-i Buhârî, Halku Efali'1-İbad, sh. 197, Hds.622.
Hds-623'de ise, Abdullah İbn Ömer )r.anhuma), aynı mânâ da daha uzun bir hadis
rivayet etmektedir.
[33] Nisa, 4/163.
[34] İsrâ, 17/55.
[35] Enbiya, 21/105.
[36] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Enbiya, B.39, Hds.90.
Kitabu't-Tefsir, B.186, Hds.234.
İmam-ı Buhârî, Halku Efali'1-İbad, sh.190, Hds.597-599.
[37] Mâide, 5/46.
[38] Hadid, 57/27.
[39] Âl-i İmrân, 3/3.
[40] Sahih-i Müsiim, Kitabu'z-Zikr, B.17, Hds.61. Sünen-i
Ebu Davud, Kitabu'-Ed.eb, B.107, Hds.5051. Sünen-i Tirmizi, Kitabu'd-Daavat,
B.18, Hds.3622. Sünen-İ İbn Mace, Kitabu'd-Dua, B.15, Hds.3873.
[41] Mâide, 5/68.
[42] Mâide, 5/47.
[43] Mâide, 5/65-66,
[44] İmam Kurtubî, A.g.e.c.6, sh.318.
[45] Bakara, 2/101
[46] Zümer, 39/55
[47] İmam Kurtubî, A.g.e.c.2, sh.143.
[48] İbn Kesir, A.g.e.c.5, sh.2414.
[49] Sünen-i Ttrmizî, Kitabu'1-Ilm, B.5, Hds.2791. Sünen-i
İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.26, Hds.4048. İmam İbn Mace (rh.a.) rivayetinde şu
ziyade vardır: Rasuiutlah (s.a.s.):
"Tevrat ve İncil'i okuyup da bu iki kitabta bulunan hükümler den
hiç bir şeyle amel etmez değiller mi?" buyurdu. Sünen-i Dârimî, Mukaddime,
B.29, Hds.294. İbn Kesir, A.g.e.c.5, sh.2415. İbn Ebu Hatim'den.
[50] Sünen-i Neseî, Kitabu'l-Cihad, B.8, Hds.3092.