Üçüncü İlke. 1

Kitabları Tanımak Ve Kitablara İman Etmek. 1

A) Sühuf (Sahifeler) 3

B) Dört Kitab. 4

 

Üçüncü İlke

 

Kitabları Tanımak Ve Kitablara İman Etmek

 

İmam Necmüddin Ömer en-Nesefî(rh.a,), "Metnu'l-Akaid" adlı eserinde şöyle der:

"Allah Teâlâ'nın peygamberlerine indirmiş olduğu kitabları vardır. Emrini, nehyini, va'dını ve vaidini burada açıklamıştır."

Bu metni şerheden allâme Sa'düddin taftazânî (rh.a.), şunları beyan eder:

"Bunların hepsi Allah'ın kelâmıdır. Allah Teâlâ'nın kelâmı vahiydir ve birdir (İlâhî ve semavî kitablar ve muhtevaları çokluk gösterirse de Allah'ın kelâmı tektir.) Çokluk ve farklılık nazımda, okunanda ve dinlenendedir. (Dinlenir, okunur ve ifade edilir olması yönünden Allah'ın kelâmında ta'addud ve tefavüt vardır). Bu yönden en üstün olan Allah kelâmı Kur'ân, sonra Tevrat, sonra İncil, daha sonra da Zebur'dur. Nitekim Kur'ân da, Allah Teâlâ'nın bir tek kelâmıdır. Bu yönden Kur'ân'daki bazı bölümlerin, diğer bölümlerden daha üstün olması tasavvur edilemez. Fakat okuma ve yazma bakımından bazı sûrelerin, diğerlerinden daha üstün olmaları caizdir. Nitekim bu husus hadisler de ifade edilmiştir.[1]

Sözü edilen üstünlüğün mahiyeti, daha faydalı olması ve içinde Allah Teâlâ'nın zikrinin daha çok olması itibariyle Kur'ân'daki bazı bölümlerinin okunmasının daha efdal olmasıdır.

Daha evvelki kitabların okunması, yazılması ve bazı hükümleri Kur'ân'la neshedilmiştir.[2]

Yegâne Rabbimiz Allah, insan kullarını yeryüzüne imtihan etmek üzere gönderdiğinde onlara, dosdoğru yolu gösteren Rasuller ve hayat rehberi olan kitablar gönderdi... Rabbimiz Allah'ın hükümlerini, emir ve nehiylerini beyan eden o'nun kitablarına iman etmek katıksız imanında hiçbir şübheye düşmemek, O'na iman etmenin bir gereğidir...

Rabbimiz Alİah şöyle buyurur:

"Ey iman edenler, Allah'a, Rasulüne, Rasulüne indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitablarını, Rasullerini ve ahiret gününü inkâr ederse, şübhesiz uzak bir sapıklıkla sapılmıştır. [3]

"Deyin  ki:   'Biz,  Allah'a,  bize  indirilenebrah İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene   İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene im ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve o'na teslim olmuşlarız.[4]

"Rasul, kendisine Rabbinden indirilene iman etti mü'minler de. Tümü Allah'a, meleklerine, kitablarına ve Rasullerine inandı. [5]

"De ki: 'Allah'ın indirdiği her kitaba inandım. [6]"İnsanlar, tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraber­lerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm vermek üzere hak kitablar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan azgınlık ve kıskançlıkları yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o (kitab) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi di­lerse onu doğruya yöneltir. [7]

"Andolsun, Biz Rasullerimizi apaçık belgelerle gön­derdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizam indirdik. [8]

"Biz, kitab'ı,. ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavime rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. [9]

"EIif-Um-Mîm.

Bu, kendisinde hiçbir şübhe olmayan, müttakiler için yol gösterici bir kitab'dır.

Onlar, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden infâk ederler.

Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

İşte bunlar, Rabblerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.[10]

"(Rasulüm,) eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama), gerçekten senden önce apaçık mu'cizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitab getiren nice peygamber de yalancılıkla itham edildi. [11]

Biz muvahhid mümin Müslümanlar, yegâne Rabbimiz Allah'ın bizim kendisine tabi olup, yegâne hayat programı olarak kabul edip uygulamamızı emrettiği o'nun gön­derdiği bütün kitablara hiçbir şübhe duymadan iman edi­yoruz... Zamanın geçmesiyle hiçbir değişikliğe uğra­mayan, eskimeyen ve kıyamete kadar taptazeliğini koruyan hayat programımız Kur'ân-ı Kcrim'e katıksız iman ettik... Kur'ân-ı Kerim'den önce, evvelki ümmetlere indirilen ve insan eliyle tahrif edilmeden önceki Tevrat'a, Zebur'a, İncil'e ve yüz sahifeye de hiç şübhe duymadan Allah tarafından olduğuna iman eyledik...

Bütün kitablar, Allah'ın izniyle insanlara örnek ve önder olmak üzere Allah tarafından vazifeli kılınan Rasullerin ve Nebilerin ümmetleriyle beraber uyguladık­ları mutlu hayat programlarıdır... Âlemlerin Rabbi Allah'ın, kendileri için beyan buyurduğu bu hayat pro­gramına göre dünya hayatlarını düzenleyip yaşayan muvahhid mü'minler, hem bu dünyada mutlu ve izzetli olmuşlardır,  hem  de  ahirette  ebedi  cennet nimetine kavuşup saadeti elde etmişlerdir... Dünyada ve ahirette, izzet ve şeref muvahhid mü'min müslümanlara aiddir. [12]

Muvahhid mü'min Müslümanlar, Allah'ın Kelâmı olan hayat programları Kur'ân-ı Kerim'e tabi olup bütün tağutî ideoloji ve programlarını reddederlerse, izzet ve şeref üzere hayata devam ederler... Muvahhid mü'minler, iman­larını, izzet ve şereflerini korumaların en büyük şartı, işgal edilmiş İslâm topraklarında egemen olan bütün tağutî ide­olojileri, felsefeleri ve düzenleri reddedip onlara asla tabi olmamaktır...

Yegâne Rabbimiz Allah'ın yeryüzündeki insan kulları için indirmiş olduğu hayat programları yüz sahife ve dört büyük ilâhî kitab'dan oluşmaktadır...

 

A) Sühuf (Sahifeler)

 

Rabbimiz Allah, muvahhid mü'min kullan için hayat programı olarak gönderdiği suhuf (sahifeler) hakkında şöyle buyurur:

"Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur.

Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan.

Hayır, siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz.

Ahiret ise, daha hayırlı ve daha süreklidir.

Şübhesiz bu, önceki sahifelerde vardır.

İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde. [13]

"Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan, kendisine haber verilmedi mi?

Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan.

Doğrusu, hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.

Şübhesiz insana, kendi emeğinden başkası yoktur.

Şübhesiz, kendi emeği (veya çabası) görülecektir.

Sonra ona, en noksansız karşılık verilecektir.

Elbette son varış, Rabbine olacaktır.[14]

EbuZerr (r.a.)'dan.

Ebu Zerr (r.a.) şöyle demiştir:

Ey Allah'ın Rasulü, Allah, kaç kitab indirmiştir? Diye sordum.

O (s.a.s.), şöyle buyurdu:

"Yüz dört kitab.

Allah, şife elli sahife, Ahnuh'a (îdris'e) otuz sahife, İbrahim'e on sahife, Musa'ya Tevrat'tan önce on sahife indirmiştir. Ayrıca Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan'ı da indirmiştir. [15]

"Şübhesiz bu, önceki sahifelerde vardı.

İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde. [16]

İbn Abbas (r.anhuma)'dan.

Bu  ayet  nazil   olduğunda  Rasulullah   (s.a.s.)   şöyle buyurdu:

Bütün bunlar-ya da bu idi, demiş-Musa ve İbrahim'in sahifelerinde var idi.[17]

 

B) Dört Kitab

 

Yegâne Rabbimiz Allah, insan kullan için inzal buyur­duğu hayat programını, vazifeli kıldığı Rasulleri ve Nebileri vasıtasıyla insanlara beyan buyurmuştur... İnsan kullarına, ilâhî kitablannı ve Rasullerini rehberler kılan Âlemlerin Rabbi, onlara dört büyük kitab inzal etmiştir... Kur'ân-ı Kerim'den önce inzal olunan Tevrat, Zebur ve İncil, zamanla büyük cehalet ve ihanet içinde bulunan gafiller tarafından, ya da azılı düşmünlann hain elleri vası­tasıyla tahrif edilip bozulmuştur... Yegâne hayat niza­mımızın ana kaynağı Kur'ân-ı Kerim, böyle bir tahrif ve bozulmadan korunmuştur... Kıyamete kadar aynı ilâhî koruma altındadır...

Dört büyük kitab, inzal sırasına göre şunlardır:

1) TEVRAT: Rasulullah Musa (a.s.)'a verilmiştir.

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:

"Gerçek şu ki, Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar) Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın,

Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık sat­mayın. Kim Allah'ın indirdikler iyi e hükmetmezse, işte onlar, kâfirlerin tâ kendileridir.[18]

"Onlar: 'Alİah, beşere hiçbir şey indirmemiştir' demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki. (Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmım) açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir.' De ki: 'Alİah.' Sonra onları bırak, içinde daldıkları saçma uğraşlarında oyalanıp dursunlar. [19]

"Hidayete eresiniz diye Musa'ya kitab'ı ve Furkan'ı verdik. [20]

"Andolsun, Biz, Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına kitabı miras bıraktık. (Ki o,) temiz akıl sahibleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. [21]

"Ey kitab ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak O'ndan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecekmişiniz?" [22]

"Andolsun, Biz, Musa'ya kitabı vermiştik. Böylece sen, ona kavuşmaktan kuşku içinde olma, biz onu, İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık. [23]

"Andolsun, Biz, Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye. [24]

"Musa'ya kitab verdik ve: (Ben'den başka veli edin­meyin) diye onu, İsrailoğullarına kılavuz kıldık. [25]

"Andolsun, Biz, Musa'ya ve Harun'a, takva sahibleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak hak ile batılı birbirinden ayıran (Furkan)i verdik.[26]

"Andolsun, Biz, Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.

Onları ve kavimlerini, o büyük üzüntüden kurtardık.

Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.

Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik. [27]

"(İsa dedi ki:) 'Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılman bazı şeyleri helâl kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'dan korkup bana itaat edin. [28]

"Sonra Biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimet­lerimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak kitabı verdik. Umulur ki, Rabblerine kavuşacaklarına inanırlar. [29]

"Biz, O'na (Musa'ya) Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve herşeyin yeterlice bir açıklamasını yazdık, (ve:) 'Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki, en güzeliyle sarılsınlar. Size, fasıkların yurdunu pek yakında göstere­ceğim.'(dedik). [30]

"Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildirler. [31]

Nebî (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Tevrat ehline, Tevrat verildi, onunla amel ettiler ve İncil ehline, İncil verildi, onlar da onunla amel ettiler. Size de ICur'ân verildi, onunla amel ettiniz.[32]

2) ZEBUR: Rasulullah Davud (a.s.)'a verilmiştir.

Rabbimiz Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

"Nuh'a ve O'ndan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. [33]

"Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, Biz, peygamberlerin bir kısmını, bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a Zebur verdik. [34]

"Andolsun, Biz, Zikir (levh-ı manfuz veya Tevrat) den sonra Zebur'da da: 'şübhesiz arz'a, salih kullarım varis olacaklar' diye yazdık. [35]

Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Davud peygamber'c (Zebur'u) okumak kolay­laştırıldı. Davud, kendisinin binek hayvanlarının sefere hazırlanmasını emrederdi de onlar, eğerlenirdi. Bunlar, eğerlenmezden evvel Zebur'u okurdu. Davud, yalnız kendi elinin emeğinden yer idi. [36]

3) İNCİL: Rasulullah İsa (a.s.)'a verilmiştir.

Rabbimiz Allah şöyle buyurur:

"Onların (peygamberleri) arasında yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve O'na, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve müttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i indirdik.[37]

"Sonra onların izleri üzerinde Rasullerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. O'na İncil'i verdik ve O'nu izleyenlerin kalb-İcrindc bir şefkat ve merhamet kıldık.. [38]

"O, sana kitabı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i de indirmiştir. [39]

Ebu Hüreyre (r.a.)'ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):

"Allahım, ey göklerle yerin ve büyük Arş'ın sahibi, ey taneyi, çekirdeği yaran, Tevrat, İncil ve Furkan'ı indiren! Alnından tuttuğun herşeyin şerrinden sana sığınırım. [40]

Muvahhid mü'min müslümanlann yegâne hayat düstu­ru olan Kur'ân-ı Kerim'den önce indirilen Tevrat, Zebur ve İncil, kendisiyle amel olunsun diye indirilmiş idi... Âlemlerin Rabbi Allah (Azze ve Celle)nin insan kullan için beyan buyurduğu hükümlerin kitabıydı Tevrat ve İncil... Bu ilâhî kitablara iman edenler, onlardaki hüküm­lerle hükmetmek, emirleriyle amel etmek ile mükellef kılınmışlardı...

Şöyle buyurmuştu yegâne Rabbimiz Allah:

"De ki: 'Ey kitab ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça (ikame etmedikçe) hiç bir şey üzerinde değilsiniz.' Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de, kâfirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.[41]

"İncil sahibleri, Allah'ın onlara indirdikleriyle hük­metsinler. Kim Allah'ın indirdikleriyİe hükmetmezse, işte onlar, fasıkların tâ kendisidir. [42]

"Eğer kitab ehli iman edip sakmsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları ve nimetlerle donatılmış cen­netlere sokardık.

Ve eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblerinden indirileni (Kur'ân'ı) ayakta tutsalardi, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşın olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise, ne kötüdür. [43]

İmam Kurtubî (rh.a.):

"Tevrat'ın ve İncil'in gereği gibi ayakta tutulmasından kasıt ise, onların muktezası gereğince amel etmek ve onları tahrif etmemektir. [44] diyor ve meşhur tefsirinin bir başka yerinde şunları beyan ediyor:

"İşte kitabların indirilmesinden maksad budur. Dil ile onları okuyup tertil etmek değil, onların gereğince amel etmektir. Çünkü sadece dil ile okuyup tertil etmek eş-Şa'bî ve İbn Uyeyne'nin de belirttikleri gibi, o kitabı bir kenara atmak demektir.

Yüce Allah:

"Kitab verilenlerden bir takımı sanki bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabı'm arkalarına attılar.[45]buyurur.

İmam Malik (rh.a.) der ki:

Bazen hiçbir hayır bulunmayan bir kimse de Kur'ân'ı okuyor olabilir. Buna göre, bizden öncekilerin yerine getirmekle yükümlü oldukları hususlar ve onlardan alın­mış olan sözler, bizim için de bir yükümlülüktür, bizim için de bir görevdir.

Nitekim yüce Allah, şöyle buyurmuştur:

Ve Rabbinizden size indirilenin en güzeline tabi olun.[46] Yüce Allah, bizlere kitabına uymayı, onun gereğince amel etmeyi emretmiştir. Fakat Yahudiler ve Hıristiyanlar bunu terk ettiği gibi, biz de terk ettik. Geriye hiçbir fayda vermeyen kitabların şekilleri ve mushaflar kaldı. Çünkü cahillik üstünlük sağlamış, başkanlık talebi, hevalara uymak öne geçmiştir.[47]

İmam İbn Kesir (rh.a.) de, tefsirinde şunları söylüyor:

"Eğer onlar (Ehl-i Kitab), ellerinde bulunan ve peygamberlerinin getirmiş olduğu kitabla amel etselerdi, onu tağyir ve tebdile başvurmadan uygulasalardı bu, kendilerini hakka uymaya götürür ve Hz. Muhammed (s.a.s.)'in gönderilmiş olduğu gerçeklerle amel etmeye sevk ederdi. Çünkü onların kitabları, Peygamber (s.a.s.)'in doğruluğunu haykırmakta ve kesin kez O'na uymayı emretmektedir. [48]

Ebu'd-Derda (r.a.) anlatıyor:

Rasulullah (s.a.s.) ile beraber bulunuyorduk. Derken bakışını göğe dikti ve sonra şöyle buyurdu:

"İşte insanlardan ilmin aşırılacağı zaman. Nihayet ilim namına hiçbir şeye güçleri yetmeyecektir."

Bunun üzerine Ziyad b. Lebid el-Esarî dedi ki:

Kur'ân okuduğumuz hâlde ilim bizden nasıl aşırıla-caktır? Allah'a yemin ederim ki, Kur'ân'ı muhakkak okuyacağız ve onu, kadınlarımıza ve çocuklarımıza muhakkak okutacağız.

Rasulullah (s.a.s.) buyurdu ki:

"Annen, senin hasretine yansın ya Ziyad! Ben de seni, Medine halkının fakihlerinden saymakta idim. İşte Tevrat ve İncil, yahudî ve Hri s Uyanların elindedir. Onlara ne fay­dası var?" [49]

Ebu Said el-Hudrî (r.a.)'dan

Tebük Gazvesi yılı, sırtını bineğine dayayan Rasulullah (s.a.s.), müslümanlara hitab ederek şöyle buyurdu:

"Size, insanların en hayırlısıyla, en şerlisini haber vereyim mi? Ölünceye kadar, atının sırtında, devesinin sırtında, yahud da yaya olarak Allah yolunda çalışan, insanların en hayırlı larındandır.

Allah'ın kitabını okuyup da tatbik etmeyen kötü huylu adam ise, insanların en şerlilerindendir. [50]

Yahudiler ve Hristiyanlar, yegâne Rabbimiz Allah'ın itaat edip hükümlerini hayatlarına hakim kılsınlar diye kendilerine göndermiş olduğu İlâhî kitablan elleriyle boz­dular... Kelimelerin ve cümlelerin yerlerini değiştirdiler... Bir çok ayetleri gizlediler, bazılarının hükmünü ortadan kaldırdılar, bazı ayetleri de kitabtan çıkarıp yerlerine kendilerinden cümleler eklediler... Böylece hakkı batıl ile karıştırdılar...



[1] Örnek olarak şu hadisleri zikredebiliriz: Ebu Said et-Hudrî fr.a.} anlatıyor:

Bir kişi, diğer bir kişinin bütün gece tekrar tekrar "Kul huve'l lahu ahad" Sûresi'ni okuduğunu işitti. Sabah olunca Rasulullah'a geldi ve o diğer kişinin sâdece bu sûreyi oku masını azımsıyarak bunu, Rasulullah (s.a.s)'e zikretti..

Rasulullah (s.a.s.) de cevaben:

"Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu sûreyi oku

mak, elbette bütün Kur'ân'ın üçte birine denk olur."

Sahih-i Buhârî, Kitabu Fedaili'l-Kur'ân, B.13, Hds.34.

Sahih-i Müslim, Kitabu Saiati'l-Müsafirin, B.45, Hds.259-263.

Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'1-Vitr, B.18, Hds.1461.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu Fedaili'i-Kur'ân, B.ll, Hds.3059-3063.

Enes (r.a.)'dan.

Rasulullah, (s.a.s) şöyle buyurdu.

"Herşeyîn bir kalbi vardır ve Kur'ân'ın kalbi de yasindir. Her

kim yâsîn sûresi'ni okursa, Alİah ona, bu sûreyi okuması sebe

biyle, Kur'ân'ı on kere okumuş kadar sevab yazar." (Bu hadis,

hasen-ğaribdir)

Sünen-i Tirmizî, Kitabu Fedaili'l-Kur'ân, B.6, Hds.3047.

Sünen-i Dârimî, Kitabu Fedaili'l-Kur'ân, B.21, Hds.3419.

[2] Sa'düddin Taftazânî, A.g.e.sh.306.

[3] Nisa, 4/136.

[4] Bakara72/l36. Âl-i İmrân, 3/84.

[5] Bakara, 2/286.

[6] Şura, 42/15.

[7] Bakara, 2/21.

[8] Hadid, 57/25.

[9] Nahl, 16/64.

[10] Bakara, 2/1-5.

[11] Âl-i İmrân, 3/184. Fatır, 35/25.

[12] İzzet, Allah'ın, O'nun Rasulünün.ve mü'minlerindir." Münafikun, 63/8.

[13] A'lâ, 87/14-19.

[14] Necm, 53/36-42.

[15] imam Kurtubî, A.g.e.c.l, sh.430. el-Huseyn el-Acurî ile Ebu Hatim ei-Busti rivayet etmişlerdir.

İbn Kesir, Hadislerle Kur'ân-i Kerim Tefsiri, c.5, sh. 2039- 2040. Muhammed İbn Hüseyn el-Acurî'den. Elmahlı M. Hamdı Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İst. 1997, c.9, sh.26-27 (yenda yayınlan). Abd İbn Humeyd, İbn Merduye ve İbn Asâkir'den.

Not; Aynı eserin, Doç. Dr, İsmail Karaçam, vdğ.tarafından sadeleştirilmiş.baskısında (Azim yayınları), c.3, sh.l63'de dip notta aynı hadisin:

Alûsî, Ruhu'l-Meânî, c.30, sh.l41-142'de.

Suyutî, ed-Dümi'1-Mansur, c.8, sh.489'da kayıtlı olduğu beyan edilmiştir.

Celâl Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur'ân Tefsiri, İst 1989, c.13, sh. 6737. Sahih-i ibn Hibban-Levamiu'l-Envarü'S- Behiyye, c.2,sh.264'den.

[16] ATâ, 87/18-19

[17] ibn Kesir, Hadislerle Kur'ân-ı Kerîm Tefsiri, c.15, sh.8425. Hafız Ebu Bekr el-Bezzar'dan. Ravileri sikadır. Ayrıca bkz. Ebu Nuaym el-Isfahânî, Hilyetü'l-Evlİya-Sahabe'den Günümüze Alİah Dostları, çev. Said Aykut, vdğ. İst. 1995, c.l,sh.68.

[18] Mâide, 5/44.

[19] En'am, 6/91.

[20] Bakara, 2/53.

[21] Mü'min, 40/53-54.

[22] Âl-i İmrân, 3/65.

[23] Secde, 32/23.

[24] Mü'minin, 23/49.

[25] Isrâ, 17/2.

[26] Enbiya, 21/48.

[27] Şaffat, 37/114-117.

[28] Âl-i İmrân, 3/50.

[29] En'am, 6/154.

[30] A'raf, 7/145.

[31] Mâide, 5/43.

[32] İmam-i Buhârî, Halku Efali'1-İbad, sh. 197, Hds.622. Hds-623'de ise, Abdullah İbn Ömer )r.anhuma), aynı mânâ da daha uzun bir hadis rivayet etmektedir.

[33] Nisa, 4/163.

[34] İsrâ, 17/55.

[35] Enbiya, 21/105.

[36] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Enbiya, B.39, Hds.90. Kitabu't-Tefsir, B.186, Hds.234.

İmam-ı Buhârî, Halku Efali'1-İbad, sh.190, Hds.597-599.

[37] Mâide, 5/46.

[38] Hadid, 57/27.

[39] Âl-i İmrân, 3/3.

[40] Sahih-i Müsiim, Kitabu'z-Zikr, B.17, Hds.61. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'-Ed.eb, B.107, Hds.5051. Sünen-i Tirmizi, Kitabu'd-Daavat, B.18, Hds.3622. Sünen-İ İbn Mace, Kitabu'd-Dua, B.15, Hds.3873.

[41] Mâide, 5/68.

[42] Mâide, 5/47.

[43] Mâide, 5/65-66,

[44] İmam Kurtubî, A.g.e.c.6, sh.318.

[45] Bakara, 2/101

[46] Zümer, 39/55

[47] İmam Kurtubî, A.g.e.c.2, sh.143.

[48] İbn Kesir, A.g.e.c.5, sh.2414.

[49] Sünen-i Ttrmizî, Kitabu'1-Ilm, B.5, Hds.2791. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.26, Hds.4048. İmam İbn Mace (rh.a.) rivayetinde şu ziyade vardır: Rasuiutlah (s.a.s.):

"Tevrat ve İncil'i okuyup da bu iki kitabta bulunan hükümler den hiç bir şeyle amel etmez değiller mi?" buyurdu. Sünen-i Dârimî, Mukaddime, B.29, Hds.294. İbn Kesir, A.g.e.c.5, sh.2415. İbn Ebu Hatim'den.

[50] Sünen-i Neseî, Kitabu'l-Cihad, B.8, Hds.3092.