-align:
none;text-autospace:none'>Mü'minler, izzet ve
şeref sahibidirler... Kim izzet ve Şeref sahibi olmak istiyorsa, muvahhid
mü'min olmalıdır... insanlar, izzet ve şerefi başka yerde veya yanlış yerde
aramasınlar... İzzet ve şeref, Allah ve Rasulullah (s.a.s.)'in emrettiği,
öğrettiği şekilde seksiz ve şübhesiz iman etmekle elde edilir... Bu, olmazsa
olmazın tâ kendisidir... Katıksız i-man ve onun gereği olan salih amel işlemek,
izzet ve şeref sahibi olmaktır... Bunun dışında hiç bir gayr-ı Islâmî inançta,
hiç bir ideolojide, hiç bir felsefî ekolde ve hiç bir yönetim düzeninde izzet
söz konusu değildir, olmaz da!... İslâm'ın dışındaki ideoloji ve düzenlerde
izzet arayanlar, tama-miyle yanılırlar ve yanılmışlardır da...
İzzet ve şeref sahibi
olmak için mü'min olmak ve İslâm'ın gereğini yaşamak gerekir... Kalbte iman
yer edince, beyne ve vücudun organlarına sirayet etmelidir... Kalb, mü'min, beyin
ve vücudun diğer organlarının müslüm olması gereklidir...
Böylece İslâm, hayatın
her birimine hakim olmalı, i-man ve teslimiyet bunu gerçekleştirmelidir...
Muvahhid mü'minler,
Allah'a ve Rasulullah (s.a.s.)'e iman ettikleri gibi, tam itaat da etmelidirler...
Aslında tam itaat, kalbteki imanın kemâlatının bir belirtisi, bir göstergesidir...
Mü'minlerin hayatlarındaki salih amel, yani İslâm ü-zere, izzet ve şeref üzere
yaşamaları, kalblerinde yer alan katıksız imandan ileri gelir... İman gizli,
amel açıktır... Gizlinin varlığı, açıkta oİan belirtisinden anlaşılır...
Allah'a itaat,
Rasulullah (s.a.s.)'e itaat etmekle gerçekleşir... Allah'a nasıl ibadet
edeceğimizi bize, Allah'ın öğrettiği ve eğittiği şekilde önderimiz Rasulullah
(s.a.s.) öğretmiş ve bizi eğitmiştir...
Rabbimiz Allah, Rasulü
(s.a.s.) için şöyle buyuruyor:
"Ve şübhesiz sen,
büyük bir ahlâk üzerindesin.[4]
Mü'min müslümanlar
için örnek ve önder olarak gönderilen Rasulullah (s.a.s.), Kur'ân ahlâkı üzere
idi... Alİah (c.c), nasıl emretmiş ise, O, öylece yaşadı ve mü'minler için
örnek oldu...
Şöyle buyurdu Rabbimiz
Allah (c.c):
"Andolsun, sizin
için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için
Allah'ın Rasuiünde güzel bir Örnek vardır.[5]
Allah'a ve ahiret
gününe iman eden ve Allah'ı çokça zikreden, yani her hâli Allah'ın emri üzere
olmaya çalışanların yegane Önderi ve örneği Rasulullah (s.a.s.)'dir...
Rasulullah (s.a.s.)'in
her hâli, Kur'ân-ı Kerim üzere i-di. Kur'ân'a göre yaşamak istiyorum diyene ve
bu isteğinde samimi olan herkesin, Rasulullah (s.a.s.)'in Sünneti üzere
yaşaması gerekir... Rasululah (s.a.s.)'in Sünneti, Kur'ân-ı Kerim'in hayata
gereği gibi tatbik edilişidir...
Sa'd İbn Hişam b. Amir
(rh.a)'ın kıssasından
Bunun üzerine ben:
Ey mü'minlerin annesi,
bana Rasulullah (s.a.s.)'ın ahlâkını anlat, dedim.
Aişe:
Sen, Kur'ân okuyorsun
değil mi? dedi.
Evet, okuyorum, dedim.