Hamd, Âlemlerin Rabbi
Allah'a mahsustur. ' Salat ve Selâm olsun Rasulullah'a, Âline, Ashabına ve
O'nun izinde giden muvahhid mü'min müslümanlara...
Ben, şahadet ederim ki,
Allah'dan başka ilâh yoktur ve şahadet ederim ki, Muhammed (s.a.s.) O'nun kulu
ve Rasulüdür.
Yegane Rabbimiz Allah
(Azze ve Celle), şöyle buyurur:
"Ey iman
edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve
taşlardır. Üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah, kendilerine
neyi emretmişse, ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.[1]
"Dâva
Dersleri" serimizin ikinci kitabında, muvahhid ailenin kuruluşunun tçmel
ilkelerini ele almaya ve izah etmeye gayret ettik... Kendimizi ve ehlimizi,
yakınlarımızı, yakacağı insanlar ve taşlar olan ateşten nasıl koruyacağımızı
anlatmaya çalıştık... Müstekbir kâfirlerin ve yerli mür-tedlerin egemen olduğu
işgal altındaki İslâm topraklarında esaret altında yaşayan müstaz'af mü'min
müslümanların, kendilerini ve aile halkını nasıl koruyacağının yollarını tesbit
etmeye çaba gösterdik... Her konumuzda olduğu gibi, bu konumuzu da ele alırken,
dertlerimizi dile getirirken, temel kaynağımız, hayat düsturumuz Kur'ân-ı Kerim
ve yegane
Bunun dışında İslâm
Milleti için birer rehber ve rahmet olan kıymetli İslâm ulemâsının tesbitleri
ve görüşleri de, yolumuzun aydınlanmasına yardımcı oldu...
Abdullah b. Ömer
(r.anhuma)'ının rivayetiyle yegane önderimiz Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Her
birerleriniz çoban ve her birerleriniz sorumludur. İmam (devlet başkanı) bir
çobandır, o da (yönettiklerinden) sorumludur. Erkek, kendi aile ferdleri
üzerinde bir çobandır, o da, bunlardan sorumludur. Kadının da, kocasının evi
üzerinde bir çobandır, o da, eli altındaki 1 erden sorumludur. Köle de,
efendisinin malı üzerinde bir çobandır, o da, sorumludur. Dikkat edin! Her
birerleriniz çoban ve her birerleriniz sorumlusunuz.[2]
Önderimiz Rasulutlah
(s.a.s.)'in beyanıyla birer çoban olup güttüklerinden sorumlu olan muvahhid
mü'minlerin, sorumluluklarının neler olduğu ve nasıl yerine getirilmesi
gerektiği üzerinde durulmuş ve çözümler sunulmuştur...
Yegane Rabbimiz Allah
(Azze ve Celle), şöyle buyurur:
"Mü'minler,
gerçekten felah bulmuştur.
Onlar, namazlarında
huşu içinde olanlardır,
Onlar, tümüyle boş
şeylerden yüz çevirenlerdir,
Onlar, zekata ilişkin
(söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir.
Ve onlar, ırzlarını
koruyanlardır.
Ancak eşleri, ya da
sağ ellerinin sahib olduklarına (cariyelerine) karşı (tutumları) hariç. Bu
konuda onlar, kınanmış değillerdir.
Fakat kim bundan
ötesini ararsa, artık onlar, sının çiğneyenlerdir. (Yine) onlar (mü'minler), emanetlerine ve
ahidlerine riâyet edenlerdir.
Onlar, namazlarını da
(titizlikle) koruyanlardır.
İşte (yeryüzünün
hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.[3]
Yeryüzünün varisleri olan
muvahhid mü'minlerin nasıl yetişmeleri ve çevrelerini nasıl Islâmîleştirme!eri
gerekiyor? Sorusuna Kitab ve Sünnet'ten delillerle cevab verilmiştir...
Gayr-ı müslim
müstevli tağutî rejimlerin baskısı altında bulunan müstaz'af müslümanların, iç
ve dış değişimlerini ne ölçüde ve nasıl gerçekleştirmelerinin ilkeleri üzerinde
durulmuştur...
İslâm inkılâbının,
değerler İnkılâbı olduğu bilinmektedir... Cahiliyye ve cahiliyyeye aid olan
bütün değerlerin a-yaklar altına alınması, hayata İslâmî değerlerin hakim kılınmasıdır
İslâm inkılâbı!...
İnkılâb, kalblerin,
beyinlerin, hayata bakış açısının ve hayatı yorumlamanın, bir hâlden diğer bir
hâle geçmesidir... Kalbdeki küfrün, şirkin, nifakın ve irtidadın, Tevhide ve
i-mana dönüşmesi, böylece hayata bakış açısının ve hayatın yorumlanması
materyalistlikten kurtulup İslâmîleştirilmesi, İslâm inkılâbıdır...
Abdullah b. Ömer
(r.anhuma)'nın rivayetiyle önderimiz Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Ey muhacirler
cemaatı, beş şey vardır ki onlarla mübtelâ olacağınız zaman (hiçbir hayır
kalmaz) Ben sizlerin o şeyler (dönemin)e erişmenizden Allah'a sığınırım. (O
şeyler, şunlardır:)
Bir milletin içinde
zina (fuhuş) ortaya çıkıp nihayet o millet, bu suçu alenî olarak işlediğinde,
mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde vuku
bulmamış hastalıklar yayılır.
Ölçü ve tartıyı eksik
yapan bir millet, mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarın
zulmü ile cezalandırılır.
Malların zekatını vermekten
imtina eder her millet, mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezasıyla
cezalandırılır) ve hayvanlar olmasa, onlara yağmur yağdırılmaz.
Allah'ın ahdini ve
Rasulü'nün ahdini bozan her milletin başına, mutlaka Allah kendilerinden
olmayan düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekinin bazısını alır.
Ve imamları (yani devlet adamları) Allah'ın kitabıyla amel etmeyip Allah'ın
indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe (yani diğer hükümleri
uygulamadıkça) Allah, onların azabını kendi aralarında kılar (yani iç fitne,
fesad ve a-narşi gibi azablarla tazib eder)[4]
Kendisi sadıkların en
sadığı ve söyledikleri doğruların en doğrusu olan yegane önderimiz Rasulullah
(s.a.s.)'in bu beyan buyurduklarını okuyan her akh ve şuuru yerinde olan insan,
bugün içinde yaşadığımız gayr-ı îslâmî ortamın ne olduğunu ve niçin bu hâle
geldiğini çok iyi bir şekilde anlar... Ve yegane Rabbimiz Allah (c.c.)'in şu
buyruğu ile karşı karşıya gelir:
"Hakkı, batıl
ile örtmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin." [5]
Rabbimiz Allah,
kurtuluş yolunu beyan buyurmuştur: "Eğer o ülkeler halkı, iman edip takva
yolunu tutsa-lardı, gerçekten üzerlerine hem gökten., nemde yerden (sayısız)
bolluklar (bereketler) açardık. Ancak onlar, yalanladılar. Biz de, onları
kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik. [6] Ve
yine buyurur Rabbimiz Allah (Azze ve Celle):
"Kim de,
kendisine dosdoğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere muhalefet
ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu, döndüğü şeyde bırakırız
ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.[7]
Böyle buyurur yegane
Rabbimiz Allah ve böyle buyurur yegane önderimiz Rasulullah (s.a.s.)...
Muvahhid mü'minlere,
mutlaka yerine getirmeleri gerekli olan ânın vacibi ve olmazsa olmaz
vazifeleri, İslâm topraklarını işgal edip parçalayan tağutı egemen güçlerin
yıkmaya çalıştığı muvahhid aileyi yeniden kurmaktır!... islâm Cemaatının
çekirdeği olan muvahhid ailenin yeniden inşâsı için, İslâm ölçüşünce tüm
gayret ve imkânların harcanması gerekir... Bu eser, muvahhid ailenin
kurulmasına bir katkı olur inşaallah!...
Dâvamızın başı ve
sonu, Âlemlerin Rabbi Allah'a hamd etmektir...
Kul Sadi Yüksel
Ümraniye
Zilhicce/1417-Mayıs/1997
[1] Tahrim, 66/6
[2] Buharî, Nikâh, B.82, Hds.118 Müslim,
İmare, B.5, Hds.20 Ebu Davud, Haraç, B.l, Hds.2928 Tirmizî, Cibad, B.27,
Hds.1757.
[3] Mü'minun, 23/1-10.
[4] İbn Mâce, Fiten, B.22, Hds.4019 İmam
Malik, Muvatta', Cihad, Hbr.26,
Abdullah İbn Abbas (r.anhuma)!dan.
[5] Bakara, 2/42.
[6] A'raf, 7/96.
[7] Nİsâ, 4/115